
Terk Edilmiş Yerlere Gitmeyin!
Anadolunun tekinsiz yerlerinin bizim ilgimizi çekmesi tahmin edilebilir bir şey. Ancak bu zamana kadar podcast yahut sitemizdeki içeriklerde bu mekanlarla ilgili tam adres vermemeye, şehir bilgisi dışında bir yer söylememeye özen gösterdik. Bunun bize göre çok önemli bir sebebi var ve bu sebepleri size madde madde sıraladığımız bir yazı yazmaya karar verdik. Aynı meseleden bahsettiğimiz podcast bölümümüze de buradan ulaşabilirsiniz.
Issız yerlere, terk edilmiş evlere gidip çekim yapmak bir süredir çok moda. Öyle ki bunların bazıları anlatı neyse onu gösteren gerçekçi içerikler ancak büyük bir çoğunluğu izlenme sayısını artırmak için ucuz numaralarla dolu videolar. Kapıyı çarparken kadraja giren kollar, replikleri ezberletilmiş sözde köylüler, hoparlörden açılan Arapça sesler ve hatta siyah çarşaf giymiş cinler bile var. İşin bu ucuz kısmı sadece izleyeni ilgilendiren bir kısım ve aslında çok da önemli değil. Bu yazıyı asıl yazma sebebim daha ciddi bir mesele. Gençlerin bu tip şeylere ilgi duyup bizzat deneyimlemek istediklerini anlıyorum ancak bu aslında göz ardı ettikleri birçok sorunu peşinde getiriyor. Bunların neler olduğunu madde madde açıklayayım.
Orada yaşayanlara saygı.
Belki de bu mevzunun en can sıkıcı kısmı bu. Ortaya “falanca köyü cinliymiş” diye bir laf atılıyor ve eline kamerayı alan aslında köyün hiç de uzağında olmayan miras yahut başka sebeplerle öylece bırakılmış yapılara gidiyor. O evin etrafında yaşayan insanların huzuru kaçıyor ve bu huzur kaçırma meselesi sadece gürültü patırtı çıkmasından ibaret değil. Orada yaşanacak kötü bir olayın çevredeki insanları çok daha olumsuz etkileyeceğini unutmayın. Hem maddi hem de manevi olarak bunu yapmaya hakkınız yok. Birkaç saatlik eğlenceniz için bir yerleşim yerinin adını çıkarmaya, oranın emlak değerini vs. düşürmeye hakkınız olmadığı gibi kimse sizin gürültünüzü de çekmek zorunda değil. Yahut ben neden evimde sakin sakin otururken kendini bilmez cahilin ayağına giren paslı çivi yüzünden seferber olup ambulans çağırmak zorunda kalayım. Son cümlem biraz sert olmuş olabilir ancak durum maalesef bu. Bir diğer önemli noktaysa şu paranormal meselelere gerçekten inanan ve çok korkan insanlar var. Siz bir şeylere cesaret ediyorsunuz diye kimseden aynı mangal yürekliliği bekleyemezsiniz. Adını çıkardığınız bir yerin yakınında böyle şeylerden çok korkan, hava karardığında işten dönen yahut gece işe gitmek zorunda olan, yalnız yaşayan kısacası sizin birkaç saat durup bir daha ömrünüzün sonuna kadar gitmeyeceğiniz bir yerin yakınında olan ve bundan büyük bir travma yaşayacak insanlar olabilir. Bu çok büyük bir düşüncesizlik ve buna da hakkınız yok. Travma kısmını da geçiyorum yaşadığınız yerde sürekli elinde telefonla gezip bir şeyler uyduran insanlar görmeye ne kadar tahammül edebilirsiniz? Maalesef internet bunun örnekleriyle dolu. Kahvede otururken yüzüne telefon tutulan dayılar artık usanmış olduklarından konuşmak istemeyip çekim yapanları tersliyorlar fakat bu anlar da seyircilere “köylü bir sır saklıyor ve konuşmak istemiyor” olarak sunuluyor.
Issız yerler ıssız olmayabilir!
Terk edilmiş bir ev sizden daha önce birilerinin dikkatini çekmiş ve o kişiler sizin aksinize gidip bir eğlence çıkarmak yahut içerik üretmek için değil o mekanı mesken edindikleri için oraya gitmiş olabilirler. Yani siz orada suç işleme olasılığı sizden çok daha yüksek olan insan yahut insanlarla karşılaşabilisiniz ve bu insanlar gasp, tecavüz, ölüm gibi hiç kimsenin yaşamasını istemeyeceğiniz korkunç suçların failleri olabilir. Maalesef, terk edilmiş, cinli köyü gezmeye gidiyoruz diye gidip tecavüze uğramış hayvan leşleriyle karşılaşan, hatta insan cesedi bulanlar mevcut ve bunlar haberlere de konu olmuş gerçek vakalar. Hayvana yapılan o kötü muamele, cinayet yahut başka vaka anında orada olsanız sonuç ne olurdu bir düşünün ve birkaç saatlik eğlence için böyle saçmalıklardan uzak durun.
Bir ısırık veya küçücük bir pas…
Yıllardır kimsenin uğramadığı ve birçok doğa olayına maruz kalmış mekanlarda bulunan binalarda çeşitli malzemelerin korozyona uğraması çok normal bir şey. Eşiği yerinden çıkmış daracık bir kapıdan geçeyim derken kolunuzu çizecek küçücük bir paslı çivi uzun süren bir tetanoz tedavisine başlayıp hayatınızın uzun bir kısmının kararmasına sebep olabileceği gibi geç teşhis sonucunda sizi öldürebilir. Yahut o evde bir haşerat, fare yahut aç bir hayvanın saldırısına uğrayıp kuduz riskiyle karşılaşabilirsiniz. Bir köyün yakınındaki bir evde aç kalmış bir köpek yahut sıcaktan taşın altına sığınmış bir akreple karşılaşmak doğaüstü bir varlıkla karşılaşmaktan daha olası ve daha korkutucu olabilir. Sonuçta doğaüstü yahut değil iki durumda da onun yuvasına girmiş olacaksınız ve unutmayın ki aslında buna hakkınız yok.
Ya onlar oradaysa?
Sonuçta folklorik-kültürel korku temalı bir siteyiz ve bunu da belirtmemiz gerekiyor. Gerçekten izah edemeyeceğiniz bir şey yaşarsanız hayatınızın kalanının nasıl devam edeceğini düşününüz mü? Birkaç saatlik cesaret gösterinizin ömrünüzün kalanında büyük bir psikolojik sınava dönüşmesini kimse istemez. Paranormal meselelere inanan insanların bunu da göz ardı etmemesi gerekir.
İçinizde aynı bizim gibi korkuya karşı bir tutku varsa öncelikle şunu anlamanız lazım. Bizler korkuyu güvenli ortamımızda yaşamayı seviyoruz. Beynimiz önce güvenli bir yerde olduğunu algılıyor ve tükettiğimiz korku içeriğinin yarattığı uyarılma durumunu değiştirerek heyecanlanma ve keyif almaya çeviriyor. Örneğin ben gece tek başıma korku filmi izliyorsam battaniyenin içine tamamen girip sadece gözlerim açık kalacak şekilde izlerim ve bundan tarifi mümkün olmayan bir zevk alırım. Ancak karşımda gerçekten bir şey olsa battaniyenin kâr etmeyeceğini bilir ve büyük ihtimalle o batteniyenin içinde ruhumu teslim ederim. Size bu meseleyi çok daha iyi açıklayan birkaç link bırakıyorum.
Öneriler
Bu yazıyı çeşitli önerilerle kapatmak istiyorum. Çünkü korku türü inanın basitlikten kurtulup daha nitelikli bir şekilde ele alındığında çok daha keyifli bir türe dönüşüyor.
1. MÜRYO
Müryo yanı masaüstü rol yapma oyunu yahut ülkemizde bilinen adıyla FRP. FRP oynamak güvenli ortamınızda size çok güzel deneyimler yaşatacaktır. Hem de FRP oynamak için sanıldığı gibi çok iyi bilmenize gerek yok. Bir zar hatta yazı tura atarak bile oynayabilirsiniz. Korkunun en çekici kısmı final anına ulaşana kadar yaşanan gizem ve gerilim duygusudur. Arkadaşlarınızla bir mesanın etrafına toplanın, bir korku hikayesinin içindeki karakterler olarak, bir tiyatrocu gibi rolünüze girin. Emin olun zamanın nasıl akıp gittiğin anlamayacaksınız.
Biraz daha iyi anlamanız için birkaç link de buraya bırakayım.
FRP Nedir?
FRP hakkında doyurucu bir sohbet:
Güzel bir FRP oyun örneği:
2. Yazın, çizin, çekin, anlatın.
Günümüz ekonomik koşullarının ne kadar sert olduğunun hepimiz farkındayız. Hobilerimizin peşinden koşmak için bile ciddi meblağlar gerekebiliyor. Ancak yazmak belki de en ucuz hobi. Bir bilgisayar hatta bir kağıt kalem yeterli olacaktır. Korku öykülerinizi yazmaya başlayın ve kendi yarattığınız dünyanın içine dalın. Emin olun keyfine varıldığında bırakmak istemeyeceğiniz bir şey. Aynı şekilde çizim yeteneğiniz varsa çizebilir yahut telefonunuzun ses kayıt özelliğiyle bunları bir podcast gibi kayıt dahi edebilirsiniz. Yine telefon kamerasıyla şahane kısa hatta uzun metraj filmler çekebilirsiniz. Hem de iyi bir kurguyla “bunlar gerçektir” demeye mecbur kalmadan, yani ikna etmeye çalışmadan izleyiciyi korkutabilirsiniz. YouTube’un popülerleşmesi ve telefon kameralarının profesyonel cihazlara kafa tutmaya başlamasıyla birlikte böyle bir dönüşüm olmasını yürekten isterdim ancak basit olan her zaman daha baskın oluyor maalesef. İyi bir izleyici, dinleyici ve okuyucuysanız bir nokta sonra üreten kısımda olmak emin olun size iyi gelecek.
Bu maddeyle ilgili önerilerde de bulunayım. Mehmet Berk Yaltırık ve Galip Dursun gibi korku türünde önemli eserler veren isimlerin korku yazma atölyelerine katılabilirsiniz.
Türkiyedeki ve dünyadaki podcastlerle ilgili hazırladığımız rehbere göz atabilirsiniz.
Bir de size oldukça düşük bütçeli ve tek kişi tarafından hazırlanan değerli bir eser önereyim: The Mandela Catalogue. Alex Kister tarafından yaratılan bu seri ilk kez 2021’de YouTube’da yayınlanmaya başladı ve kısa sürede popülerlik kazandı. Neden siz de böyle yaratıcı işlere imza atmayasınız?
3. Eleştirin
Bu madde, memlekette maalesef yerden yere vurun demişim gibi algılanıyor ancak eleştirmenlik aslında böyle bir şey değil. Bir eleştirmen, eserin biçimini, içeriğini, kullanılan teknikleri, estetik değerini ve sanatçının vermek istediği mesajı inceleyerek izleyiciye veya okuyucuya derinlemesine bir bakış açısı sunar. Eleştirmenlik sadece bir eserin iyi ya da kötü olduğunu söylemekten ibaret değildir; aksine, eserin bağlamını, toplumsal, kültürel ve sanatsal etkilerini anlamak ve bu anlayışı paylaşmakla ilgilidir. Bu bir hobi olabileceği gibi kariyer hedefi de olabilir. Her şeyden önemlisi, bize ben “bilmemne köyünün yerini biliyorum” mesajları yerine “şu film hakkında böyle düşünüyorum” yahut “şu kitap hakkında böyle bir inceleme yaptım” gibi mesajlar atarsanız çok daha mutlu oluruz. Çünkü bu yazıyı okuyunca iyice anlamışsınızdır ki bilmemne köyünün gerçekteki yeri ilgimizi zerre kadar çekmiyor.
Uzun ama meramımızı tam olarak anlattığımız bir yazı oldu. Yeni içeriklerde görüşmek üzere hoşçakalın.


