Korku & Kültür-Sanat,  Korku Sineması

Insidious Serisi

Birkaç sene evveldi. Belki on yıl olmuştur, bilemiyorum; zaman gerçekten çok hızlı geçiyor. O günlerde bir arkadaşım, o meşhur ve yorucu soruyu sordu:

“Abi, Insidious ile The Conjuring aynı filmler, değil mi?”

Aslında sormak istediği şeyin, “Bu filmler aynı evrende mi geçiyor?” klasiği olduğunu hemen anladım. Çünkü bu soru bana çok fazla sorulmuştu, fakat bu kalıp herhalde içlerindeki en üşengeç olanıydı.

Ben de lafı uzatmadım ve direkt olarak “Hayır, aynı evrende geçmiyorlar, birbirleri arasında bağlantı yok,” dedim.

Arkadaşım ise “Olur mu abi, başrolü bile aynı!” şeklinde ısrar etti.

İşte o an, içimden geldiği gibi, “O zaman bana niye soruyorsun ulan!” şeklinde çıkıştım.

Sesi titreyerek, ürkek bir ifadeyle “Değil mi?” dedi.

“Değil dedim ya!” diye son noktayı koydum. “Başroldeki adam farklı karakterleri oynuyor zaten,” deyip Google’dan açıp “Aha bak!” diyerek gösterdim. 

Ardından, ortamı yumuşatmak adına, kafasının karışmasının normal olduğunu; çünkü James Wan’ın çekirdek bir ekiple birden fazla iş yapmayı seven yönetmenlerden olduğunu falan anlattım. “Mesela, Insidious serisini de Testere serisinin yazarı Leigh Whannell ile yazdı,” dedim. Aradan yıllar geçti ve ben Insidious serisini yazmak için bilgisayarın başına geçince bu anım tekrar aklıma geldi ve sizlerle paylaşmak istedim.

O zaman yukarıda kaldığımız yerden devam edeyim.

Birbirini tamamlayan o büyük ikililer vardır ya; işte James Wan-Leigh Whannell birlikteliği de adeta Zeki-Metin tadında, ancak bu sefer korkunçlu bir versiyon!

Bu seri, ikilinin birlikte çalıştığı ilk proje değil elbette. Hatta 2003 yılında, stüdyolara konsepti satmak için kısası çekilen o efsanevi “Saw (Testere)” versiyonuyla yola çıkmışlardı. 2004’te ise tüm dünyayı etkileyen serinin ilk uzun metraj filmi olan Saw (Testere) ile bizleri buluşturdular.

(Araya not: Zeki-Metin demişken, büyük bir Zeki Alasya hayranı olan korku101’in diğer yarısı Furkan’a da buradan selam olsun!)

Insidious (Ruhlar Bölgesi)

  • Yönetmen James Wan 
  • Yazar Leigh Whannell 
  • Başroller Patrick Wilson, Rose Byrne, Lin Shaye
  • Yayın Tarihi 2010

Öncelikle şu ticari başarıya bir eğilmek lazım. Sadece 1,5 milyon dolarlık bir bütçeyle çekilen bu film, tek başına ABD’de 60 milyon dolara yakın hasılat yaparak çok büyük ses getirdi. Hatta Testere serisi, Dead Silence ve Death Sentence gibi filmlerle birlikten James Wan’ın korku janrasını tekrar ayağa kaldırdığı bile çokça yazıldı ve konuşuldu. 

Film, o hepimizin bildiği astral yolculuk (astral seyahat) fenomenini alıp, onu bambaşka bir ürkütücülükle gözler önüne seriyor. Genç çift Josh ve Renai’nin, üç çocuklarıyla birlikte yeni bir eve taşınmasıyla başlıyor her şey.

Evde yaşanan tuhaf olaylar, Renai’yi hemen klasiğe düşürüyor ve evin hayaletli olduğunu düşünerek kocasını taşınmaya zorluyor. Fakat asıl dehşet, yeni eve taşınmalarına rağmen olayların devam etmesiyle başlıyor! Gece gündüz eşyalar yer değiştirmekte, kapılar açılıp kapanmakta ve etrafta tuhaf sesler duyulmaktadır. Çünkü sorun evde değil, sorun oğulları Dalton’da!

Bu sırada oğulları Dalton, doktorların anlam veremediği bir komaya girer. Tüm vücut fonksiyonları yerinde olmasına rağmen uyanamamaktadır. Aile yeni evlerine taşınmasına rağmen olaylar devam edince, Josh her ne kadar bu olanlara inanmasa da karısının ve annesinin eve medyum çağırmasına izin verir ve Olaylar Gelişir.

Josh karakterini oynayan Patrick Wilson The Conjuring serisinde de Ed Warren’ı canlandırmıştır. Yazının başında bahsettiğim küçük kafa karışıklığı da buradan kaynaklanıyor. 

Ayrıca meşhur Dart Maul benzeri iblisin olduğu film bu filmdir. 

Yeni bir şey vaat etmese de elindeki malzemeyi doğru şekilde kullanmış iyi bir filmdir. 15 yıllık bu filmi henüz izlemediyseniz orta şeker bir beklentiyle izleyin derim. 

Insidious: Chapter 2 (Ruhlar Bölgesi: Bölüm 2)

  • Yönetmen: James Wan
  • Yazar: Leigh Whannell
  • Başroller: Patrick Wilson, Rose Byrne, Lin Shaye
  • Yayın Tarihi: 2013

Şimdi… İlk film biter bitmez herkesin sorduğu o büyük soru vardı:
“Tamam da Josh’a ne oldu?”

İkinci film, işte tam buradan başlıyor.
Sağlam bir devam filmi çekmek zordur. Beğenilmeyen devam filmi sayısı beğenilenden bir hayli azdır. Fakat bu film beğenilen kısma kendini atmayı başarıyor. 

İlk filmde işin daha çok “çocuğunu kurtarmaya çalışan çaresiz baba” tarafını izlemiştik. Burada ise babanın dönüşü, dönüşümler, beden sahiplenme ve o meşhur “Siyah Gelinlik” ile ilgili gizemler ortaya saçılıyor. Özellikle de Josh’ın giderek tuhaflaşmasıyla başlayan gerilim…
Tanıdığın biriyle konuştuğun ama onu sanki o değilmiş gibi hisettiğim kabuslar görmüşlüğüm var. İşte filmin bütün atmosferi tam bu duygu üzerine kurulu. 

Wan & Whannell ikilisinin en çok övüldüğü şeylerden biri de bu zaten:
Aslında yaptıkları şeyler klişe denilerek burun kıvırılabilecek şeyler. Kapı çarpması, oyuncak sesleri, koridorda yankılanan ayaklar… Ancak bunu iyi kotarıyorlar yapıyorlar ve sonuç lezzetli oluyor.

Film, birinci filmle öyle güzel kenetleniyor ki, bazı sahneler kelimenin tam anlamıyla puzzle parçası gibi yerine oturuyor.
The Further diye bir yer atıyor ortaya ve orası dümdüz bir “öte dünya” değil. Oldukça katmanlı olan bu berzah alem geçmişin, şimdinin ve alternatif akışların birbirine karıştığı boğuk bir boşluk.

Insidious: Chapter 2, ilk filmi daha da anlamlı kılıyor desek abartmış olmayız.

Kısacası:

İlk filmi sevdiyseniz, ikinci filmi bir tık daha fazla seversiniz.
Çünkü evreni genişleten ama köklerinden kopmayan bir yapıya sahip.

Insidious: Chapter 3 (Ruhlar Bölgesi: Bölüm 3)

  • Yönetmen: Leigh Whannell
  • Yazar: Leigh Whannell
  • Başroller: Dermot Mulroney, Stefanie Scott, Lin Shaye
  • Yayın Tarihi: 2015

Bu film, Wan’ın koltuğu Whannell’a devrettiği ilk film.
Elise’in merkezde olduğu bu film Lambert ailesi mevzusunun da yıllar öncesini anlatıyor. Yani bu kez Josh ve Renai yok.

Elise’in kahramanın sonsuz yolculuğu yasası gereği bir dönem cinci hocalığı reddetmiştir. İşte biz de bu filmde tam olarak bu zaman dilimini görüyoruz. Üstelik The Further’daki varlıkların Elise’le olan eski bağlarını da ufak ufak gösteriyor.

Bu film, korkudan çok karakter derinliği satmaya çalışıyor. Lakin çok da başarabildiğini maalesef söyleyemeyeceğim.

Insidious: The Last Key (Ruhlar Bölgesi: Son Anahtar)

  • Yönetmen: Adam Robitel
  • Yazar: Leigh Whannell
  • Başroller: Lin Shaye, Leigh Whannell, Angus Sampson
  • Yayın Tarihi: 2018

Bu kez yönetmenlik koltuğunda Adam Robitel var. Whannell yazar ekibinde ama Wan sadece yapımcı olarak yer alıyor. Bu arada şi,mdiye kadar yazmadım lakin burada belirteyim Leigh Whannell ilk filmden bu yana Parapsikolog Dr. Elise Rainier’in yardımcısı Specs rolünde karşımıza çıkıyor.  

Bu filmde Elise’in çocukluğuna ve çocukluğundan kalma iblislere dönüyoruz. Korkudan çok “travma ve geçmişle yüzleşme” hattına kayıyor. Daha doğru bir ifadeyle kaymaya çalışıyor. Bu çaba esnasında korku kısmını da boşladığından ortaya tatsız bir sonuç çıkıyor. İkonik bir kötü karakter çıkartıp korku camiasına Valak gibi bir hediye vermek istemişler miydi bilemem ancak anahtar parmaklı hayaletimiz aslında oldukça etkileyici. Ancak filmin hali onun da talihsizliği olmuş diyebilirim. 

Korku sinemasında buna çok rastlamayız: Bir medyumun çocukluğunun travması üzerinden büyüyen bir evren inşa etmek.

Ama Insidious bunu denedi. En azından denedi.

Insidious: The Red Door (Ruhlar Bölgesi: Kırmızı Kapı)

  • Yönetmen: Patrick Wilson
  • Yazar: Leigh Whannell, Scott Teems
  • Başroller: Patrick Wilson, Ty Simpkins, Rose Byrne
  • Yayın Tarihi: 2023

Ve Lambert ailesine “kapanış”.

Dalton artık üniversitede.
Ergenliğin travması ve astral kapıların travması birleşince, çifte bela hikayesi ile karşı karşıya kalıyoruz.

Bu sefer yönetmen serinin Josh’u Patrick Wilson bu kez sadece başrollerden birinde değil aynı zamanda yönetmenlik koltuğunda ve yönetmenliği gayet de iyi.
Yine korkudan çok atmosfer kurmaya oynamış; bazı sahneler resmen Conjuring tonlarına yaklaşmış hatta. İşte bu yüzden kafası karışan arkadaşları bir kez daha anlıyorum. 

“Çünkü filmin başrolü. Serinin yaratıcı yönetmeninin bir başka serisinin de başrolü olmakla birlikte bu filmin de yönetmeni. Serinin yaratıcı yönetmeni de bu filmin yapımcısı.” 

Neyse bu kasıtlı kafa karıştırma cümlemi geride bırakıp filmi anlatayım. Aradan tam 10 sene geçer. Josh ve artık üniversite çağındaki oğlu Dalton, o lanetli geçmişi, o The Further travmasını zorla unutmaya çalışmıştır.

Ama unutulan hiçbir şey gerçekten kaybolmaz; sadece derinlere itilir. İşte Kırmızı Kapı’nın ardındaki o Öte de, zamanı gelince onları geri çağırır. 

Lambert Ailesine hoş bir veda diyebiliriz. 

Sonuç olarak…

Insidious serisi, korku sinemasında yepyeni bir şey icat etmedi; ama yaptığı şeyi en iyi şekilde yapan bir seri oldu. Astral seyahatin karanlık tarafı olabileceği fikrini zihnimize ekti. The Further gibi karanlık bir boyutu ikonlaştırdı.

1987 yılında Eskişehir'de doğdum. Yerel gazetelerde sinema yazıları yazdım. Arkadaşlarımla Getik Fanzini çıkarttım. Sonrasında basılı neşriyat serüvenime son verip podcast mecrasına geçiş yaptım. 2019 yılından bu yana Kat3Daire5 podcastte ve Kat3Daire5 YouTube kanalında içerik üretiyorum.

Bir Cevap Yazın

Korku101 sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin