Folklorik Korku,  Şehir Efsaneleri

Popüler Bir Folklorik Korku Anlatısı: Cin Düğünü

Kısa ve Öz

Cin düğünü Anadolu halk anlatılarında sıkça rastlanan bir fenomendir. Talihsiz bir kişinin cinler tarafından kandırılarak düğünü andıran bir ortamda hapsedilmesi olarak özetlenebilir. Bu anlatılarda en çok görülen temalar şöyle sıralanabilir;

  1. Düğün sırasında kurulmuş muazzam sofradaki yiyeceklerin bir süre sonra dışkı ve bir takım pisliklere dönüşmesi
  2. Başta insan gibi görünen varlıkların zamanla insan dışı bir görünüme bürünmesi
  3. Düğün bittikten sonra ortamın tamamen metruk ve ıssız bir hal alması
  4. Düğüne maruz kalan kişinin bitmek bilmeyen dans sırasında bayılmasI

Cin düğünü, Anadolu’da belki de en çok karşımıza çıkan ve yüzyıllardır süren popüler bir folklorik korku anlatısı. Cinlerin insanlara ve zaman zaman mekanlara musallat olmasına dair birçok farklı halk inanışı mevcut olsa da cin düğünü benzerlerinden olumlu anlamda ayrılıyor. Hem birçok farklı yörede bu inanışa dair memoratlara rastlanması hem de diğer cin musallatı temalı hikayelere göre daha derli toplu bir tarzı olması, Anadolu ve ötesindeki cin düğünü anlatılarını incelemeye değer kılıyor.

Cin Düğünü Nedir?

Daha derinlere inmeden önce, belki bir takım korku sineması örneklerinden, belki büyüklerimizin anlattığı hikayelerden aşina olduğumuz cin düğünü nedir açıklamak iyi olacak. Cin düğünü, diğer öğeleri anlatının geçtiği yöreye göre değişse de genelde kırsal alanda görüldüğüne inanılan doğa üstü bir fenomen. Bu tema etrafında geçen memoratlarda; genelde uzun bir yolculuk sırasında kırsal bir bölgeden bir araçla geçen ya da herhangi bir amaçla yürüyüşe çıkan biri, genelde gece vakitlerinde, ıssızlığın ortasında ışıklara ve bir eğlenceye rastlar. Cin düğününe rastlayan kişi, bazen merağına yenik düşerek bu eğlencenin ne olduğunu öğrenmek için eğlenen kalabalığa yaklaşır, bazense eğlencedekilerden biri tarafından düğüne çekilir. Neler olduğunu sorduğunda, düğündeki kişilerden birinden “düğünümüz var, gel sen de katıl” tarzında bir cevap alır ve hemen ziyafet sofrasına oturur. Ziyafet sofrasına oturduğu gibi, oldukça leziz görünen yemeklerden kendisine ikram edilir. Uzun bir ziyafet sonrasında sıra dans etmeye gelir. Davullar çalar ve dans başlar. Birçok anlatıda, işlerin ters gittiğinin yavaş yavaş anlaşılmaya başlandığı nokta burasıdır. Çünkü kişi, dahil olduğu o danstan asla çıkamaz. Dans hiç bitmeyecek gibi gelmeye başlar. Kişi durmaksızın dans eder ve bazı anlatılarda dansı bırakmaya çalışsa bile ısrarlar nedeniyle bırakamaz. Çoğu anlatıda, düğüne maruz kalan kişi bir noktada bayılır. Uyandığında konuklar yok olmuştur ya da orada bulunmaya devam ediyorlarsa ayakları terstir veya bir biçimde insan dışı bir görünümdedir.

Eğlence bittikten sonra ziyafet masasında kalan tüm yemekler insan dışkısına, düğünde yerlere saçılan paralar da soğan kabuğuna (soğan kabuklarının birçok halk anlatısında cinler arasında para olarak kullanıldığı söylenir) dönüşür. Bu insan dışı varlıklar masadaki pislikleri iştahla ağızlarına götürür. Kişi korku içinde evine dönebildiğinde gün ağarmaya başlar. Fakat evine gittiğinde tablo daha da korkunçlaşır. Kişi evine vardığında anahtarı kapıyı açmaz, zili çalar ve kapıyı düğüne maruz kalan kişinin hiç tanımadığı biri açıp nereden geldiğini sorar. Kişi, bu evin kendi evi olduğunu, ailesiyle burada yaşadığını söylediğinde ise, bahsettiği kişilerin evin eski sahipleri olduğu, yıllar önce hepsinin öldüğü söylenir. Evet, düğündeki dans gerçekten de onlarca belki yüzlerce yıl sürmüştür ve düğün bittiğinde dünya tamamen farklıdır.

Cin düğünündeki paraların soğan kabuğuna dönüşmesi

Halk Anlatıları ve Kurgu

Görüldüğü gibi, üstüne gerçekten iyi bir korku filmi çekilecek bir senaryo ile karşı karşıyayız. Dünya dışı varlıkların bir alana ve bir kişiye musallat olması, zaman yolculuğu, nesenelerin biçim değiştirmesi gibi korku filmlerinin ve korku edebiyatının birçok öğesi cinlerin düğünü anlatılarında karşımıza çıkıyor. Fakat sıkıntıları anlatmakla bitmeyecek yerli korku filmlerinin bu halk inanışını ya hiç kullanmadığı ya da çok zayıf şekilde kullandığı söylenebilir.  Korku filmleri konusunda geniş bir arşiv oluşturan Gizem Şimşek Kaya’nın filmlere yönelik eleştirilerini yayımladığı sitesinde “cin düğünü” aramasını yaparak, hangi filmlerde bu temanın yer aldığını görebilirsiniz. Çoğunun yukarıda anlattığımız ilgi çekici halk anlatılarına göre zayıf kaldığını eleştirilen filmleri izleyerek de görebilirsiniz. 

Fakat cin düğünü temasının kurgu eserlerde kullanıımı aslında Türkiye ile sınırlı değil. Hem diğer Orta Doğu ülkelerinde hem de batı ülkelerinde cin düğününe direkt olarak atıf yapan ya da bize cin düğününü hatırlatan anlatıları ve eserleri görmek mümkün.

Örneğin, Kuveyt’te popüler bir anlatıda,  Noora Takkakah isimli bir şarkıcının cinlerin düğününe katılmasından bahsediliyor. Noora isimli kadın, efsaneye göre bir zamanlar ülkesindeki en ünlü düğün şarkıcısıdır. En zengin ailelerin düğününde sahne alır ve bir süre sonra kendisi de çok zengin olur. Bir gece, tatilde olduğu bir dönemde o gece gerçekleşecek bir düğüne sahne alması için davet edilir. İlk önce bu hafta çalışmadığını söyleyerek reddeder. Fakat karşıdaki kadın eğer sahneye çıkarsa normalin iki katı ödeme yapacağını söyler. Bunun üzerine Noora teklifi kabul eder ve ekibiyle birlikte acele şekilde yola çıkarlar.  Noora yolculuk boyunca içinde garip bir his olduğunu söyler. Düğün alanına geldiklerinde, ıssızlığın ortasında olduklarını fark ederler. Müzik çok yüksektir ve düğün alanında çok büyük bir kalabalık vardır. Katılımcılarının giyimleri de garip görünür. Telefonda kendisini düğüne davet eden kadın nihayet Noora’yı karşıladığında kadının teninin çok sert olduğunu fark eder. Bunu görmezden gelir. Ev sahibi kadın Noora’yı performansnı sergilemesini istediği odaya davet eder. Noora ve grubu şarkılarını söylemeye başlar. Katılımcılar çılgınca dans eder. Bu noktada gruptan biri bayılır, Noora ve grubun başka bir üyesi bayılan kadının başına toplandıklarında bir anlığına gözlerini konuklara çevirir ve katılımcıların dans etmek yerine yerlerinde zıplamaya başladıklarını ve ayaklarının da keçi ayağına dönüştüğünü görürler. O esnada bayılan grup üyesi kendisine gelir. Kısa bir süre dinlenmek için bir odaya geçerler. Noora grup üyelerine, onların gördüğünü kendisinin de gördüğünü, fakat çalmaya devam etmeleri gerektiğini yoksa çıkışlarına izin verilmeyeceğini, muhtemelen cinlerin düğününe geldiklerini söyler. Grup her ne kadar korksa da çalmaya devam eder. Bir noktada bir Ezan sesi duyulur ve düğünün tüm konukları bir anda kaybolur. Alanı panikle terk ederlerken korku içinde kendilerine koşan birini görürler. Gruba doğru koşan kişi Noora ve arkadaşlarının, onlar ise adamın cin olduğunu düşür. Adam “siz bu terk edilmiş evde ene yapıyorsunuz?” diye sorduğunda ise, Noora ve üyeler dehşete kapılır. Az önce şarkı söyledikleri ihtişamlı ev yüz yıllardır kimsenin uğramadığı metruk bir yapıya dönüşmüştür.

Anlatı, Noora’nın bir daha müzik yapmaması gerektiğini ve müziğin cinleri çağırdığını anlaması, hatta  sonrasında hacca gitmesini içeren dini bir vurgu ile son bulur. Hikayenin farklı yorumları bir Twitter floodu ve çeşitli reddit postlarında okunabilir. 

Iron Maiden ve Cin Düğünü

Iron Maiden ve Cin Düğünü ifadesi, daha önce Iron Maiden’ı pek dinlememiş ama adını duymuş kişileri şaşırtsa da grubun şarkılarını bilen ve yazıyı buraya kadar okuyanlar hangi şarkıdan bahsettiğimi anladı bile. Evet, Dance of the Death.  Şarkı, California’nın Everglades bölgesinde geçen korkunç bir olayı anlatır. Birazcık içki içmiş bir adam, Everglades’te dolanırken, tüylerinin ürperdiğini hisseder. Çalıların arkasından bir “şey” onu gizemli bir yere götürür.  İnsanlar dans etmekte ve ortada da bir ateş yanmaktadır.  Adam, korku içinde diğerlerini takip ederek ateşe doğru yürür ve alevlerin kendisini yakmadığını fark eder. Sonra diğerleriyle birlikte dans etmeye başlar. Dans eder, eder ve asla bu dansın sonu gelmez. Dans ettiği kişilerin ölüler olduğunu fark eder. Şans eseri bir çatışma çıkar ve dikkatler ondan uzaklaştığında kaçar… Efsanevi heavy metal grubu Iron Maiden böylece cin düğünü anlatısını dünyaya yayar.

Şaka bir yana, Iron Maiden ya da batı dünyasından müzik eleştirmenleri tabii ki bu şarkının cin düğününü anlattığını iddia etmiyor. Zira şarkıdaki kötücül varlıklar da cinler değil ölüler. Fakat isteği dışında adeta yıllarca süren bir dansa mahkum edilme anlatısı, bu anlatıların evrenselliğini gösteriyor. Şarkının hikayesine dair yapılan yorumlarsa, şarkının Ingmar Bergman’ın 1957 yılında çektiği Yedinci Mühür filminden veya Vodoo büyüsünden esinlendiği yönünde.

Çoğu kişinin hayatında en az bir kez dinlemiş olduğu bu anlatıya dair söyleyeceklerimiz şimdilik bu kadar. Eğer bu gizemli ve korkutucu anlatıya dair burada okuduklarınız yeterli gelmediyse,  Kat 3 Dare 5 Podcast’in bir memorattan yola çıkarak bu inanışı konuştuğumuz – Cin Düğünü serisini dinleyebilir, konuya dair bazı memoratları okumak isterseniz Mehmet Berk Yaltırık’ın  Twitter’da paylaştığı seriye göz atabilirsiniz.  

1993 yılında Eskişehir'de doğdum. Çeşitli yazılı mecralarda yazarlık ve içerik üreticiliği yaptım. 2019'dan beri Kat 3 Daire 5 ve Korku101'de içerik üretiyorum.

Bir Cevap Yazın

Korku101 sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin