Korku & Kültür-Sanat,  Korku Sineması

Akıl Hastanesinde Geçen Korku Filmleri

Akıl hastaneleri hiçbir şey olmasa bile insanın içini ürperten yerlerdir. Bu bakımdan korku türü için doğal bir plato konumundadırlar. Bir süredir kapalı halde olan bir akıl hastanesine elimizde kamerayla girip çekim yapmamız bile seyredenleri ürpertmek için yeterli olacaktır. Hal böyle olunca birçok filmin de ana mekanı olmuştur. Ben de bu filmler içerisinden en sevdiklerimi ve en dikkat çekenleri sıraladım. Haydi o zaman listemize geçelim. 

Gothika (2003)

Halle Berry’nin başrolde olduğu filmde, bir psikiyatristin bir gün kendini çalıştığı akıl hastanesinde hasta olarak bulmasıyla başlıyor. Robert Downey Jr. ve Penelope Cruz’un da yer aldığı bu filmde yeri geliyor baş kahramanımız Miranda’nın haksızlığa uğradığını düşünerek geriliyoruz. Yeri geliyor acaba gerçekten balataları sıyırdı mı şeklinde şüpheye düşüyoruz. Jump scare sahnelerle sıçrıyoruz. Fakat tüm bunlar olurken vasatı da aşamıyoruz. Biraz ondan biraz bundan bir filmle karşı karşıyayız maalesef. Ancak atmosferi ve oyunculuğunun hürmetine yağmurlu bir akşamda, battaniye altında izlemek keyifli olacaktır.

Shutter Island (2010)

Martin Scorsese, Leonardo DiCaprio işbirliğinin önemli filmlerinden olan bu filmde, iki polis memuru kaybolan bir akıl hastası kadını araştırmak üzere Shutter Island’daki bir akıl hastanesine gider ve Olaylar Gelişir. Akıl hastanesi bir takım sırların saklandığı bir yer midir yoksa her şey polislerin zihninde mi dönmektedir. Gerçeklik sınırının çizgisinde durup bir o tarafa bir bu tarafa savrulacağınız film bittiğinde bile kafanızdaki soruların bitmeyeceği her yönden başarılı harika bir film. Ayrıca akıl hastaneli, delirmeli film varsa Ben Kingsley oynar kuralının da çiğnenmediği bir film. 

Session 9 (2001)

Listenin iyilerinden. Yönetmen Brad Anderson mütevazi bütçesinin sınırlarını zorlayarak güzel bir iş çıkarmış. Hatta düşük bütçe olunca kullanmak zorunda kalınan yaratıcılığın nimetlerinden de faydalanmış. Bir temizlik ekibi, terk edilmiş bir akıl hastanesini temizlemek üzere işe alınır ve Olaylar Gelişir. Bunu okuduktan sonra aklınıza klasik bir mekan musallatı (haunted house) filmi gelebilir ama gelmesin çünkü senaryo çok farklı şekilde ilerliyor ve şaşırtıyor. Bunu yaparken korkutuyor ve bol bol geriyor.

Stonehearst Asylum / Eliza Graves(2014)

Edgar Allan Poe’nun kısa hikayesi “The System of Doctor Tarr and Professor Fether”e dayanan filmde, genç bir doktor yeni işe başladığı akıl hastanesinde tuhaf ve karanlık olaylarla karşılaşır. Eliza Graves’i Kate Beckinsale canlandırırken başhekim rolünde tabii ki Ben Kingsley’i görürüz. Başhekim hastalar üzerinde bir hayli zorlayıcı ve etik dışı tedaviler dener. Erken dönem akıl hastalıkları tedavisindeki içler acısı hali de gösterir. Sonuyla şaşırtır.

The Ward (2010)

Büyük usta John Carpenter’ın yönettiği filmde, genç bir kadın -bu kadın Amber Heard oluyor.- yangın çıkarıp bir akıl hastanesine kapatılır, ancak içerideki diğer hastalar bir bir kaybolmaya başlar ve Olaylar Gelişir. Carpenter’ın 10 yılın ardından sinemaya dönüş filmi olması sebebiyle beklentileri karşılamamış olsa da ben kamuoyuna katılmıyorum. Ters köşeleri türün müdavimleri tarafından hemen anlaşılır olsa da sıkmadan izleten bir film.

Grave Encounters (2011)

Listemizin buluntu filmi (found footage). Bilen bilir ben buluntu film türünü çok severim. Bu film de konusu her ne kadar çok tahmin edilebilir olsa da güzel kotarılmış ve izlemenin kesinlikle vakit kaybı olmayacağı bir film. Bir reality şov ekibi, terk edilmiş bir akıl hastanesinde paranormal olayları araştırmaya başlar, ancak kısa sürede mekanın karanlık sırlarıyla yüzleşirler.

Asylum (1972)

Bir akıl hastanesine iş başvurusu için giden bir doktor, oradaki her bir hastanın kendi hikayesini dinledikçe gerçeklikten uzaklaşmaya başlar. Bir dizi korkunç olayla yüzleşir. 4 farklı öykünün anlatıldığı filmde bazen Poe bazen de Lovecraft havası yakalamak mümkün Peter Cushing, Richard Todd, Britt Ekland ve Barbara Parkins gibi önemli isimlerin olduğu güçlü bir kadroya sahip.

Don’t Look in the Basement (1973)

The Forgotten olarak da bilinir. Bir akıl hastanesi hastalarını dış dünyadan tamamen izole etmiş ancak hastane sınırları içinde de özgürlükler vermiştir. Bu değişik tedavi yönteminin denendiği hastanesinin başhekimi ölü bulunur ve Olaylar Gelişir. Hastanenin yeni personeli Hemşire Charlotte, bu garip ve rahatsız edici mekanda işleri yoluna koymaya çalışır.

The Ninth Configuration (1980)

Exorcist’in de yazarı olan William Peter Blatty’nin yazıp, yönettiği film. Film, 1970’lerde Amerika Birleşik Devletleri ordusuna ait izole bir şatoda bulunan askeri bir akıl hastanesinde geçer. Bu hastane, savaş sırasında zihinsel çöküntü yaşayan askerlerin tedavi gördüğü bir yerdir. Hikayenin merkezinde, yeni atanmış bir psikiyatrist yer alır., Bu psikiyatrist hastanedeki sıra dışı hastalarla çalışmak ve onların ruhsal durumlarını anlamakla görevlidir. Shutter Island’ı bu filme bir hayli benzetmeniz işten bile değil.

Unsane (2018)

Steven Soderbergh’in Phone 5 ile çektiği film. Tabii bu bir dayının gelip telefonunu çıkar demesi ve hazır çıkarmışken de filmi çekmeye başlaması gibi bir durum değil. Bi ton mercek vs. eklentileriyle yapılan bir şey. Claire Foy’un başrolde olduğu bu filmde, bir kadın kendi iradesi dışında bir akıl hastanesine yatırılır ve burada eski bir sapığıyla karşılaştığını düşünür. Biz de film boyunca bunun gerçek olup olmadığını sorgularız. Harika atmosfere sahip bir film ancak korku demek olmaz. Çok iyi bir gerilim filmi dememiz ise hedefi on ikiden vuracaktır.

House on Haunted Hill (1999)

Çocukken tek başıma izleyip haftalarca uykularımın kaçmasına sebep olan film. Geoffrey Rush’ı hem isim hem de tipiyle Vincent Price göndermesi yaptığı bir rolde izleriz ki bu filmin ilk versiyonu da 1959 yapımıdır ve başrolünde Vincent Price oynar. Terk edilmiş bir akıl hastanesinde düzenlenen bir doğum günü partisinde, davetliler kendilerini doğaüstü varlıklarla yüz yüze bulurlar. Bu mücadele sırasında da mekanın geçmişini ve sırlarını öğreniriz. Akıllara kazınan ikonik sahnelerle doludur. 

The Snake Pit (1948)

1940’larda bir akıl hastanesine yatırılan genç bir kadının yaşadığı zorlukları ve hastanedeki kötü muameleyi konu alan klasik bir film. Bu da bir korku filmi değil ancak hem psikolojik gerilim olması hem de konunun ilk örneklerinden olması nedeniyle listeye aldım.

One Flew Over the Cuckoo’s Nest (1975)

Korku türünden ziyade daha çok dramatik bir yapım olan bir klasik. Ülkemizde bilinen adıyla Guguk Kuşu. Yahu bu film korku falan değil bu listede ne işi var derseniz kendimi şöyle savunurum: Bu filmin yer almadığı bir akıl hastanesi teması listesi kabul edilemez edilmemelidir. Konudan da kısaca bahsedeyim. Bir akıl hastanesindeki despotik sistemi ve bunun içinde nefes almaya çalışan hastaların hikayelerini izleriz. Jack Nicholson’ın başroldedir ve döktürür. En iyi film ve en iyi uyarlama senaryo Oscar’larının yanı sıra, Miloš Forman en iyi en iyi yönetmen, Jack Nicholson en iyi erkek oyuncu, Louise Fletcher ise en iyi kadın oyuncu Oscarlarını almıştır. Her ne kadar canlandıran oyuncu Will Sampson Oscar almasa da izleyen herkeste Şef Bromden karakterinin yeri ap ayrıdır. 

14. Gen (2006)

Geldik listemizin ilk yerli filmine. Konusu bakımından cin filmleri furyasından ayrılan bu film yapım kalitesi açısından da çok başka çok üstte bir yerde duruyor. Sadece bu sebepten bile bende yeri ayrı olan bu filmin Yönetmeni ise Togan Gökbakar. Konusu ise şöyle: Dağ başı diye tabir edebileceğimiz ıssız bir bölgede bir akıl hastanesi var ve hastalardan biri intihar eder. Ancak olay biraz karışıktır ve olayı araştırmak üzere iki polis görevlendirilir. Kötü hava şartları nedeniyle yol kapanır, polisler hastalar ve personel ile birlikte mahsur kalırlar. Hava şartları telefon hatlarının da kesilmesine sebep olmuştur ve dış dünyayla bağlantıyı tamamen kopar.

HTR2B: Dönüşüm (2012)

Listenin son filmi ve aynı zamanda listenin ikinci yerli filmi. Yönetmenlik koltuğunda Osman Evre Tolga’nın olduğu bu filmin yerli sinemada örneğini görmeye alışık olmadığımız bir gerilim ve aksiyon filmi olduğunu belirteyim ve konusuna geçeyim. Bir grup hasta bir takım ilaç denemelerinde kobay olarak kullanılır ancak bir şekilde kaçmayı başarırlar. Bu izole akıl hastanesinin yakınlarında bulunan bir eve ve evdekilere musallat olan hastalar son derece tehlikelidir. Nedense çok bilinmez. Arada kalmıştır ancak izlediğinizde vay be ne güzel filmmiş dedirtecek bir filmdir.

1987 yılında Eskişehir'de doğdum. Yerel gazetelerde sinema yazıları yazdım. Arkadaşlarımla Getik Fanzini çıkarttım. Sonrasında basılı neşriyat serüvenime son verip podcast mecrasına geçiş yaptım. 2019 yılından bu yana Kat3Daire5 podcastte ve Kat3Daire5 YouTube kanalında içerik üretiyorum.

Bir Cevap Yazın

Korku101 sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin