
Gulyabani Nedir? Ghoul’den Süt Kardeşler’e Uzanan Hikaye
Kisa ve Öz
Gulyabani nedir? Anadolu/Mezopotamya folklorunun en korkutucu figürlerinden biri; ters ayaklı, tüylü, mezarlıklarda dolaşan, yolculara, mezarlara saldıran bir varlık.
Kökeni: Fars ve Arap mitolojisinden Anadolu’ya uzanan çok katmanlı bir efsane.
Fiziksel özellikleri: Uzun boylu, sakallı, pis kokulu, bazen kadın kılığında görünür.
Edebiyat & sinema: Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın romanından “Süt Kardeşler” filmine kadar uzanan popüler kültür etkisi.
- Gulyabani'nin Tanımı ve Kökeni
- Gulyabani'nin Fiziksel Özellikleri
- Gulyabani Efsanelerinin Yaşam Alanları ve Davranış Kalıpları
- Edebiyat ve Sinema'da Gulyabani
- Gulyabani vs Diğer Korkunç Anadolu Yaratıkları
- Gulyabani'den Korunma-Kurtulma Yöntemleri ve Halk İnançları
- Dijital Dünyada Gulyabani
- Sonuç: Korkunun Ötesinde Bir Kültür Mirası
- Sıkça Sorulan Sorular
Karanlık gecelerde mezarlıkların arasında dolaşan, ters ayaklarıyla kendini takip edenleri şaşırtan, tüylü gövdesi ve korkunç kokusuyla insanları dehşete düşüren bir yaratık hayal edin. Ters ayak kısmında hemen “cin” dediyseniz yanıldınız. Anadolu/Mezopotamya mitolojisinin en korkunç figürlerinden biri olan Gulyabani, yüzyıllardır Anadolu’nun dört bir yanında anlatılan efsaneleriyle korku kültürümüzün temel taşlarından birini oluşturuyor.
Farsça’ya Arapçadan geçen “gul” (غول) (canavar) ve Farsça “biyaban” (بيابان) (çöl, issiz yer) kelimelerinin birleşiminden doğan bu isim, çöl canavarı/kurt adam gibi anlamlara gelse de, Türk folklorunda bambaşka bir kimliğe bürünmüş durumda.
Mehmet Berk Yaltırık’ın, Türk Kültüründe Gulyabani-İncelemeler / İllüstrasyonlar’da, Orhan Hançerlioğlu’ndan aktardığına gore Gulyabani, her çeşit kılığa girebilen, insanları kandıran hatta yiyen, kökenleri Arap kültürüne dayanan bir yaratıktır. Yine Yaltırık’in belirttiğine göre, “Gul” adi verilen bir cin türünün insanlara yollarını şaşırtıp sonra da saldırıp parçaladığına, geceleri mezarlara girip insan cesedi yediğine inanılır.
Gulyabani’nin Tanımı ve Kökeni
Gulyabani’nin kökleri, İslam öncesi Fars mitolojisine kadar uzanıyor. Farsça غول بيابان (Gul-i Beyabani) olarak adlandırılan bu yaratık, başlangıçta çöllerde yaşayan ve yolculara saldıran bir canavar olarak tasvir ediliyordu. Zaman içinde bu efsane, muhtemelen İslam kültürüyle birlikte Arap dünyasına, oradan da Anadolu’ya yayıldı.
Her bölge, Gulyabani’ye kendi korkularını ve inançlarını yansıtan özellikler ekledi. Böylece Anadolu’da Gulyabani, çöllerden çıkmış ve artık kırsalda, mezarlıklarda, dağlarda akla gelebilecek birçok yerde görülebilecek bir varlık haline geldi.
Arap folkloründe “Ghul” olarak bilinen benzer yaratıklar, özellikle Binbir Gece Masalları’nda sıkça karşımıza çıkar. Ancak Türk versiyonu, kendine özgü karakteristik özelliklerle Arap ve Fars versiyonlarından ayrılır. Popüler kültürde rastlanan Türk Gulyabani’si daha çok insansı özelliklere sahiptir ve genellikle kandırma ve aldatma yerine fiziksel güç kullanır.
Gulyabani’nin Fiziksel Özellikleri
Gulyabani’nin görünüşü, anlatıldığı bölgeye göre değişiklik gösterse de, bazı temel özelliklerden bahsedilebilir. Günümüzde popüler cin anlatılarında da sık şekilde karşılaştığımız gibi, ayaklarının ters olduğu söylenir. Meşhur Süt Kardeşler filminde de resmedildiği gibi, çok uzun boylu, upuzun sakallı olarak da tasvir edilir. Vücudunun baştan ayağa kıl ve tüylerle kaplı olduğu, çok pis koktuğu da söylenir. Kadın kılığında göründüğüne dair anlatılar da mevcuttur. (Bkz: Türk Mitolojisi Ansiklopedik Sözlük – Celal Beydilli)
Gulyabani Efsanelerinin Yaşam Alanları ve Davranış Kalıpları
Gulyabani’nin en çok tercih ettiği mekanlar, insanların uğramadığı, terk edilmiş yerlerdir. Mezarlıklar onun için ideal yaşam alanlarıdır. Gündüzleri mezarlarda, özellikle eski ve bakımsız mezarlarda saklanır. Harabeler, viraneler ve terk edilmiş köy evleri de Gulyabani’nin yuva edindiği yerlerdendir.
Çöller ve ıssız ovalar, Gulyabani’nin orijinal yaşam alanı olarak kabul edilir. Binbir Gece Masalları’nda, Gulyabani’nin kökeni olabileceğinden bahsettiğimiz Ghoul isimli yaratıklar insan eti yiyen, özellikle şehvet peşinde koşan erkekleri çekici kadınlar kılığına girerek avlayan yaratıklar olarak karşımıza çıkar.
Edebiyat ve Sinema’da Gulyabani
Gulyabani’nin Türk edebiyatındaki en önemli yeri, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın 1912 yılında yazdığı aynı adlı romanıdır. Bu eser, batıl inançların eleştirisini yaparken, aynı zamanda Gulyabani figürünü popüler kültüre -muhtemelen- kalıcı olarak yerleştiren eser oldu.
Romanda Muhsine adlı genç bir kadın, geçimini sağlamak için şehir dışındaki gizemli bir köşkte hizmetçi olarak çalışmaya başlar. Köşkte yaşanan esrarengiz olaylar ve Gulyabani korkusu, aslında kötü niyetli kişilerin oyunlarıdır.
1976 yılında Ertem Eğilmez’in yönetmenliğinde çekilen, birçoğumuzun “Gulyabani” figürüyle, hatta Tarkan Viking Kanı’ndaki dev ahtapot ile birlikte televizyonda korkuyla tanışmasına yol açan “Süt Kardeşler” filmi, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Gulyabani romanından sinemaya uyarlandı. Başrollerinde Kemal Sunal ve Şener Şen’in oynadığı film, Gulyabani temasını kullanma biçimiyle belki de Yeşilçam’ın tek korku-komedi örneği oldu.
Modern Türk korku sinemasında ise Gulyabani, cin-büyü filmlerinin gölgesinde kaldı. 2014 yılında, yönetmenliğini Orçun Benli’nin yaptığı, Cüneyt Arkın’ın da rol aldığı “Gulyabani” isimli korku-komedi filmi haricinde, yerli korku filmlerinde Gulyabani’nin bahsi geçmiyor.
Gulyabani’nin popüler kültürde sürpriz şekilde karşımıza çıktığı bir diğer örnek ise Aylin Aslım’ın 2005 yılında çıkardığı, aynı adı taşıyan albümünden bir şarkı ve klip. Şarkıyı da klibi de çok sevsem de isim olarak “Gulyabani” yerine “Gülyabani” tercih edilmesi beni şarkıdan her zaman biraz soğuttu. Hata mıdır tercih midir bilemiyoruz.
Gulyabani’nin halk bilgisi, edebiyat kaynakları ve popüler kültürdeki yerine dair daha fazla bilgi sahibi olmak isterseniz, Mehmet Berk Yaltırık, Seçkin Sarpkaya ve Ömer Faruk Yazıcı’nın kaleme aldığı “Türk Kültüründe Gulyabani-İncelemeler / İllüstrasyonlar” kitabına da göz atabilirsiniz.

Gulyabani vs Diğer Korkunç Anadolu Yaratıkları
Anadolu’nun korkunç varlıkları arasında Gulyabani, önemli bir yere sahip. Yazının başka bir bölümünde belirttiğim gibi zaman zaman kadın kılığında görünebildiğinden, karşılaştırılabilecek ilk varlık olarak aklıma Alkarısı-albastı geliyor. Albastı ile karşılaştırıldığında, Albastı daha çok loğusa kadınları hedef alırken, Gulyabani herkese saldırabilir. Albastı’nın belirli ritüellerle kovulması mümkünken, Gulyabani’den kurtulmak daha zordur.
Karakoncolos ile benzerlikler taşır. Her ikisi de kış gecelerinde ortaya çıkar, insanları kandırır. Ancak Karakoncolos daha çok şakacı bir karakterken, Gulyabani ciddi tehlike arz eder. Karakoncolos’un belirli bir mevsimi varken (Karakış), Gulyabani yıl boyu aktiftir.
Hortlak ve Gulyabani arasındaki fark belirgindir. Hortlak ölmüş bir insanın geri dönüşüyken, Gulyabani baştan beri doğaüstü bir varlıktır. Hortlak genellikle intikam peşindeyken, Gulyabani’nin -bildiğimiz kadarıyla- belirli bir amacı yoktur, sadece zarar verir.
| Figür | Köken | Fiziksel Özellikler | Yaşam Alanı | Temel Davranış | Korunma Yöntemi | Sembolik Anlam |
| Gulyabani | Arap/Fars folkloru | Ters ayaklı, tüylü, uzun boylu, pis kokulu. Kadın kılığına girebilir. | Mezarlık, harabe, ıssız çöl. | Yalnız gezginlere saldırır, güreş tutar, kan emer. | Dua, ezan, tuz, güreşle mücadele. | Toplumsal korku, batıl inançların eleştirisi. |
| Albastı | Türk mitolojisi | Kırmızı elbiseli, dağınık saçlı. | Loğusa kadının yatağı. | Hamile kadınlara ve yeni doğanlara musallat olur, kan emer. | Nazarlık, tuz, dua. | Annelik korkusu, doğum travması. |
| Karakoncolos | Trakya/Karadeniz folkloru | Siyah sakallı, tüylü, küçük. | Kış geceleri, köprü altı, değirmen. | İnsanları kandırır, şaka yapar. | Ocak ayında adını söylememe, dua. | Kış korkusu, mevsimsel değişim. |
| Hortlak | Türk mitolojisi | Ölmüş bir insan görünümünde. | Mezarlık. | İntikam peşinde koşar, mezarından çıkar. | Fatiha, dua. | Ölüm sonrası hesaplaşma, huzursuz ruh. |
Gulyabani’den Korunma-Kurtulma Yöntemleri ve Halk İnançları
Gulyabani ile karşılaşıldığında neler yapılması gerektiğine ya da Gulyabani’nin nasıl alt edileceğine dair net bir formüle rastlamak zor. Fakat yine Celal Beydilli’nin Türk Mitolojisi Ansiklopedik Sözlük‘te bahsedildiği üzere, eğer avcılar Gulyabani ile karşılaşırsa, Gulyabani’den kurtulmak için ilginç şekilde güreş tutulması gerekiyor. Eğer avcı güreşi kazanırsa Gulyabani daha fazla musalat olmaz, avcıyı rahat bırakır ve gider. Yok eğer güreşi Gulyabani kazanırsa avcı amansız bir hastalığa tutulur.
Dijital Dünyada Gulyabani
21. yüzyılda Gulyabani efsanesi yeni boyutlar kazandı. Şehir efsaneleri arasında yerini alan Gulyabani, artık sadece kırsal bölgelerde değil, YouTube veya TikTok’ta karşımıza çıkıyor. Dijital çağda Gulyabani hikayeleri sosyal medyada viral oluyor. WhatsApp’ta dolaşan sesli mesajlar, TikTok’ta paylaşılan “gerçek” Gulyabani videoları, YouTube’da yayınlanan belgeseller, bu canavarın modern versiyonlarını oluşturuyor. Kim bilir, belki birkaç yıl içinde Gulyabani, creepypastalarda slenderman benzeri modern korku figürü olarak karşımıza çıkar.
Video Oyunu: Modern Bir Yorum
Gulyabani figürü, sadece edebiyat ve sinemayla sınırlı kalmayıp, video oyun dünyasında da kendine yer bulacak gibi görünüyor. Henüz piyasaya sürülmemiş olan “Gulyabani” adlı bir macera oyunu, 1900’lerin başında Osmanlı dönemi İstanbul’unda geçmektedir. Oyun, doğaüstü olayların yaşandığı perili bir konakta gizemli olayları araştıran deneyimli bir dedektif olan Halil’in hikayesini anlatmaktadır. Dedektif Halil, akıl sağlığını korumaya çalışırken konağın karanlık sırrını çözmeye çalışır. Bu oyun, geleneksel bir folklorik figürü, interaktif bir macera türüyle modern bir izleyici kitlesine sunmayı amaçlamaktadır. Oyunun çıkış tarihi Steam’de henüz gözükmese de oyunun yapımcısı Cihan Arici YouTube’daki fragmanına yaptıgı yorumda oyunun Kasim 2025’te piyasada olacağını söylüyor.
Sonuç: Korkunun Ötesinde Bir Kültür Mirası
Gulyabani, sadece karanlıkta korktuğumuz bir yaratık değil, kültürel DNA’mızın bir parçasıdır. Farsça kökenlerinden Anadolu topraklarına, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın kaleminden Kemal Sunal’ın performansına, mezarlıklardan sosyal medyaya uzanan yolculuğu, folklorik korkunun adaptasyon ve dönüşüm gücünü gösterir.
Gulyabani hikayelerini anlatmaya devam ettikçe, sadece korku değil, aynı zamanda kültürel mirasımızı da yaşatmış oluruz. Çünkü mitler ve efsaneler, bir toplumun kolektif bilinçaltının aynasıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
- Gulyabani gerçek mi? Gulyabani, Türk ve İslam folklorunda yer alan mitolojik bir yaratık. Gerçek bir varlıktan esinlenmenin söz konusu olduğuna dair herhangi bir gösterge yok.
- Gulyabani nerelerde, hangi saatlerde ortaya çıkar? Geleneksel anlatılara göre Gulyabani genelde çöllerde, metruk yerlerde, mezarlıklarda ortaya çıkar. Ortaya çıktığı saatlere dair net bir bilgi vermek zor olsa da genelde gece ile ilişkilendirilir.
- Gulyabani sadece Türk mitolojisinde mi var? Hayır, benzer yaratıklar Fars mitolojisinde “Gul-i Beyabani”, Arap folkloründe “Ghul” olarak bilinir. Her kültür kendi versiyonunu geliştirmiştir.


