
KORK International Horror Film Festival İkinci Yılında – Direktör Onur Doğan ile Söyleşi
Geçen yıl ilk kez düzenlenen KORK Horror International Film Festival korku severleri heyecanlandırmış ve büyük ilgi görmüştü. Festivalin bu yılki edisyonu 25-26 Ekim’de Torun Center Sinemalarında gerçekleşecek ve 3 uzun metraj, 30 kısa metraj korku filmi korku izleyicisi ile buluşacak. Festivalin jurileri arasında oyuncu Ozan Ayhan, Pilar Boyle ve Ilgıt Uçum, görüntü yönetmeni Ece Latifaoğlu, yönetmen Hasan Can Dağlı ve Onur Doğan, ses tasarımcısı ve besteci Mine Pakel, Plastik Makyaj ve Efekt sanatçıları Hazal Tanrıverdi ve Müesser Seda Sümer, film eleştirmenleri Ozan Sarıgül (Bobinkafa), Pelin Çılgın, Kristy Strouse, Burcu Tohum, Shaurya Thapa, senarist Juliette Gillies yer alıyor. Festivalin açılış filmi, dünya prömiyerini Uluslararası Rotterdam Film Festivali’nde yapan Hollanda yapımı uzun metraj Witte Wieven (Beyaz Kadınlar) olarak seçildi. Programda ayrıca Türkiye’den Can Evrenol’un Sayara, Hasan Ege Çalışkan’ın Kötülüğün Kalbi ve Hüznün Derisi (Türkiye prömiyeri), Burcu Ejderoğlu’nun Budu ile Özümcan Şükrü Akın’ın Kendi Saçını Kesen Berber filmleri yer alacak.
Korku101 olarak, festivalin direktörü Onur Doğan ile bir söyleşi gerçekleştirdik.
Korku101: Öncelikle festivalin ikinci yilindan ötürü tebrik ederiz. Geçen yıl ilk kez düzenlenen festival, büyük ilgi görmüştü. Bu yıl ikinci kez düzenleniyor. Geçen yıldan bugüne festivalin yapısında, katılımında veya vizyonunda nasıl değişiklikler oldu?
Onur Doğan: Festivalimizin ikinci yılı beklentilerin ötesinde geçti. Festivalimiz ikinci yılında büyük bir ivme kazandı. Kuruluşumuzda belirttiğimiz hedeflere önemli adımlarla yaklaşmanın ve bu hedefleri gerçekleştirmeye başlamanın mutluluğunu yaşıyoruz.
Yıllardır ihtiyaç duyulan bir korku festivaline sinemacıların ve izleyicilerin gösterdiği ilgi gerçekten etkileyici. Geçen yıla göre başvuru sayısı üç katına çıktı. Özellikle uzun metraj kategorisinde, hem yerli hem de uluslararası başvurularda önemli bir artış yaşandı.
Bu nedenle biz de seçkiye aldığımız film sayısını artırdık. İlk yıl yalnızca tek bir günde 14 film göstermiştik. Bu yıl iki güne çıkarak toplamda 33 filmi izleyiciyle buluşturuyoruz. Aynı şekilde destekçilerimiz, gönüllülerimiz ve jürilerimizle birlikte ekip olarak da büyüdük.
Korku101: Bu yılki seçkiye baktığınızda, başvuran veya seçilen filmlerde öne çıkan temalar, anlatı biçimleri ya da alt türlerde belirgin bir yönelim gözlemlediniz mi?
Onur Doğan: Savaş ve politik temalar öne çıktı, İspanya’dan başvurular dikkat çekti. Bu yılki başvurular arasında savaş ve politik temalı filmlerin belirgin bir ağırlığı vardı. Jüri üyemiz, sinema eleştirmeni Shaurya Thapa da bu durumu Horror Talks podcast’imizde dile getirdi. Komşu coğrafyalarda yaşanan savaşlar ve trajediler, sinema üretimlerine doğrudan yansımış durumda.
Bunun dışında, geçen yıla kıyasla seçkiye giren yumuşak korku (soft horror) ve korku komedi türündeki filmlerin sayısında da artış var. Bu, genel bir eğilim olmasa da bu yılki seçkimizde kendini gösterdi. Özellikle İspanya ve Fransa’dan gelen başvurular olağanüstü seviyedeydi. Yanlış hatırlamıyorsam bu yılki 33 filmin 8’i İspanyol yapımı. Bu oran oldukça yüksek.
Modern korku sinemasında İspanya’nın öne çıkışı, yalnızca bizim festivalimizde değil, Avrupa’daki diğer festivallerde de dikkat çekiyor. Bu konuyu geçtiğimiz aylarda Meksika’nın önemli korku festivali Morbido Fest’in programcıları Jose Luis Meija ve Tim Luna ile konuştuğumuzda, Tim bu yükselişi İspanya’da uygulanan kültürel yayılım stratejisine ve devlet desteklerine bağladı. Kısa, uzun ya da tür ayrımı yapılmadan korku sineması ciddi biçimde destekleniyor. Görünen o ki bu strateji işe yarıyor ve ortaya dünya standartlarında filmler çıkıyor.
Korku101: Geçen yıl sadece üç yerli kısa film seçkiye girmişti. Bu yıl Türk korku sineması açısından tablo nasıl görünüyor? Başvuru sayısında ya da kalitesinde artış var mı?
Onur Doğan: Bu yıl Türk korku sineması festivalimiz açısından tam olarak istediğimiz yapıya kavuştu diyebilirim. İlk yıl yeni bir festival olduğumuzdan dolayı başvuran filmlerin sayısı ve geçen yıl üretilen filmlerin niteliğine göre seyircimizle buluşturabileceğimiz yalnızca 3 film değerlendirebilmiştik. Bunları da kısa film bloklarının arasına dağıtmıştık ve özel bir blok haline getirmek için sayı olarak yetersizdi. Bu yıl başvuru sayısının artması ve filmlerin niteliği ile birlikte sonunda hedeflediğimiz gibi bir Türk korku filmleri bloğu yapabildik. Festivalin bu kısmını çok önemsiyorum çünkü KORK’u kurarken en büyük hedeflerimden biri dünya standartlarında Türk korku filmlerimizi bir araya getirmek, seyirci ile buluşturmak ve bunun her yıl yapılabildiğini, her yıl bu kalitede filmlerin çıkabildiğini göstermekti. Bu yıl bloğu oluşturan harika filmlerimiz var. Türk korku sinemasına ayrı bir kategori açıp ayrıca destekliyoruz ve bu festivalimizin en fazla öne çıkan yanlarından. Bunu yaparken seçtiğimiz filmlerin seçkideki diğer filmlerle yarışabilecek, bir arada gösterilebilecek kalitede olmasına dikkat ediyoruz. Bu anlamda KORK’un Türk filmleri kategorisine girebilmek zor ve iddialı bir durum. En fazla eleme zaten bu kategoride yaşanıyor oransal olarak da. Başvuran filmlerin 100’ü Türk filmiydi ve yalnızca 5’i seçkiye girebildi. Bu kategoride %5 lik bir seçme oranımız var çünkü KORK’a seçilen bir Türk filminin yurtdışındaki festivallere de seçilen, seçilebilen kalitede filmlerden oluşmasına dikkat ediyoruz. Böylece seyircimize her sene ‘bizde de uluslararası standartlarda harika filmler üretiliyor’ mesajını gururla vermek istiyoruz. Bu tutum ‘Türkler korku filmi yapamıyor, kalitesiz filmler üretiyoruz’ algısını umuyorum hızlı bir şekilde kıracak.
Korku101: İlk yılın ardından KORK’un uluslararası görünürlüğü nasıl bir ivme kazandı? Yurt dışı festivaller, yönetmenler veya dağıtıcılarla temas kuruldu mu?
Onur Doğan: İkinci yılımız uluslararası tanınırlık anlamında harika gelişmelerle başladı ve hızla devam ediyor. Öncelikle dünyanın en önemli korku sitelerinden biri olan dreadcentral.com‘un dünyanın en iyi 90 genre festivali listesine girdik. Tüm dünyada 3500’den fazla genre festivali var ve henüz ikinci yılda yani sadece ilk yılımızdaki varlığımız değerlendirilerek dünyanın büyük festivalleri ile aynı listede bulunabilmek harika bir adım bizim için. Daha büyük ve sürekli hedeflerimiz de var, onlarla ilgili çalışmalarımız devam ediyor zaten yola İstanbul’u Avrupa’da önemli bir korku festivali merkezi haline getirebilme hedefiyle yola çıktık. Hızlı şekilde yurtdışından karşılık bulmamız bizi oldukça motive etti. Bunun dışında Meksika’nın en önemli korku festivali olan 18 yıllık Morbido Fest ve 5. yılını aşan Hindistan’daki Wench Film Fest ile partnerlikler kurduk. Önümüzdeki yıldan itibaren bu ülkelere ait ülke sineması blokları görebileceksiniz seçkimizde ve biz de onlara Türk korku sineması seçkileri göndereceğiz.
Bu kültür alışverişi harika olacak. Hatta bu yıl bazı filmlerimize özel kodlarla festival olarak film gönderimi sağladık. Bu iki festival de dünyada genre festivallerini bir araya getiren Melies Federasyonu’na üye festivaller. Bizim de ilk 5 yıl içinde federasyona üye olma ve uluslararası prestijimizi artırma hedeflerimiz var. Federasyon heyeti ile görüşüyoruz ve festivalimizi yakından takip ediyorlar. Hedeflerimizden biri, federasyona üye festivallerin düzenleyebildiği Melies D’or yarışmasını KORK’ta da düzenleyebilmek ve bu ödül için aday gösterebilmek. Fantastik sinema için Oscar aday adaylığı diyebiliriz buna. Geçtiğimiz yıl örneğin ödül jürisinde bulunduğum, ABD’nin prestijli genre festivallerinden biri olan FilmQuest’te en iyi film seçilen I’m Not Robot aynı zamanda en iyi kısa film Oscar ödülünü kazandı. Dünya sinemasında genre sineması gittikçe ağırlık kazanıyor. Umarım yakın zamanda bu tür yolculuklara ülkemizden katkı sağlarız. Zaten ilk yıldan beri seçkimizde Melies D’or kazanmış filmler, Fantastic Fest, Fantasia, Sitges, Fright Fest gibi dünyanın en büyük genre festivallerinde yarışmış ve ödül almış filmler bulunuyor. Festival olarak bu sinemacılar tarafından tercih edildiğimiz için bu hedefin çok uzak olmadığını düşünüyorum. Bununla birlikte geçen yıldan farklı olarak bu yıl ilk kez seçkide yer alan 3 film ekibi yurtdışından İstanbul’a festival için gelecek, filmlerini burada yüzyüze seyirci ile buluşturacaklar ve soru-cevap oturumlarına katılacaklar. Yurtdışından seçtiğimiz film ekiplerinin de fiziksel katılımı bu yıl başladı. Kelimenin tam anlamıyla uluslararası bir festival olduğumuzu bu yıl festivale katılan seyircilerimiz ile birlikte daha fazla hissedeceğiz. Dağıtımcılar konusunda da oldukça parlak bir yıl geçirdik. Bir çok yeni uluslararası dağıtımcı ve film ajansı festivalimizi keşfetti ve başvuru süreçlerinde bize ulaşıp mail attılar. Sosyal medya ve internetteki görünürlüğümüz arttıkça bu tür bir ilgiyi daha fazla üzerimizde hissediyoruz. Özellikle WT Films elinde her yıl dünyada yılın en popüler gişe korku filmlerini elinde barındırıyor onlarla önümüzdeki sene daha yakın çalışmalarımız olacak. Geçen yıldan beri İspanyol dağıtım şirketi Selected Films bize harika filmler gönderiyor ve aralarından mutlaka seçkiye giren filmler oluyor. Önümüzde yurtdışından ünlü konuk getirme gibi hedeflerimiz var, bunların çoğu maddiyatla ilgili hedefler ama seyircilerimizin ve sinemacıların ilgisi, desteği devam ettikçe gerçekleşmeyecek hedefler değil.
Korku101: Festivalin en dikkat çekici özelliklerinden biri sansürsüz ve bağımsız yapısıydı. Bu çizgiyi ikinci yılda da sürdürüyor musunuz?
Onur Doğan: Evet sansürsüz ve bağımsız film seçkisi yapımız KORK’un en büyük özelliği ve özellikle ülkemizdeki festivallerden en büyük farkı. Bu özelliğimizi her zaman sürdürmek ilk hedefimiz. Seçkideki filmleri izlediğinizde bu yıl bunun en fazla hissedildiği yıl olacak. Jüri üyelerimizin sayısının da artmasıyla benim ülkemizde gördüğüm en adil ve en geniş katılımlı oylama sistemiyle filmler seçiliyor ve ödüllendiriliyor. Ülkemizde 15 ana jürinin değerlendirme yaptığı başka bir festival bilmiyorum ve jürimizdeki herkes korku sineması ile ilgili çalışmalarda bulunan isimler. Burada da uluslararası jürimizi artırarak çeşitliliğimizi koruyoruz.
Korku101: Geçen yıl festival hem online hem fiziksel olarak düzenlenmişti. Bu yıl hangi formatlar ön planda olacak? Seyirciyle kurulan etkileşimde ne gibi yenilikler planlıyorsunuz?
Onur Doğan: Bu yıl da geçen yıl olduğu gibi festival hem fiziksel hem de online olarak izlenebilecek. Böylece şehir dışındaki hatta yurt dışındaki seyircimiz ile temasımız devam ediyor. Ayrıca yabancı seyirciler için seçkimizin ingilizce altyazılı bir versiyonu da yine online gösterimde mevcut.
Uluslararası basın, blog ve sitelerin de seçkimizdeki filmleri takip etmesini önemsiyoruz. Bu yıl ABD’den festivale basın olarak gelecek yabancı konuklarımız da var. Seyirci ile etkileşimimiz bu yıl fiziksel olarak hiç olmadığı kadar artıyor. Fuaye alanında, festivalde sunabildiklerimiz daha fazla. Festival alanında hazırladığımız sürprizler var ve hatta seyircinin bu yıl festivale çok önemli bir etkisi olacak. Bunu daha sonra açıklayacağız. Soru-cevap oturumları ile de yönetmenlere filmlerle ilgili sorularını, eleştirilerini yöneltebilecekler.
Korku101: KORK, sadece bir film festivali değil aynı zamanda bir kültür alanı yaratıyor. Uzun vadede Türkiye’de korku sinemasını ve seyircisini nasıl dönüştüreceğini düşünüyorsunuz?
Onur Doğan: Uzun vadeli hedefimiz Türkiye’yi ve İstanbul’u Avrupa’da düzenlenen bilinen ve prestijli korku merkezlerinden biri haline getirmek. Ülkemizdeki benim için en büyük kişisel hedef ise “Türkler korku filmi yapamıyor ya da kalitesiz cin filmi yapıyor” algısını dünyada da karşılık bulan başarılı yapımları seyirci ile buluşturarak yıkmak. Korku türünü hem kendi seyircisi ile bağımsız sansürsüz ve hak ettiği şekilde buluşturmaya devam etmek hem de insaları iyi filmlerle buluşturarak türe yeni kalıcı seyirciler kazandırmak. Bir yandan da benim yönetmen kimliğimle filmlerimle katıldığım festivallerde gördüğüm ve benim için olağan olan festival yapılarını ülkemize kazandırmak. Lobici, konjuktürel, politik olarak farklı alt metinlere çalışan, ülkemizin seyircisiyle bağdaşmayan ve onlara hizmet etmeyen oluşumlar tarafından fonlanan festivaller kadar ülke sinemasına zarar veren çok az şey var. Biz seyirci ile iyi filmi buluşturmak dışında bir derdi olmayan bir grup sinemacı olarak yeni, özgün, kaliteli filmler sunmaya devam edeceğiz.
Korku101: Önümüzdeki yıllarda KORK kapsamında workshoplar, panel dizileri, korku sinemasına dair söyleşiler ve etkinlikler düzenleme planınız var mı?
Onur Doğan: Festivalin film gösterimleri dışında olacak yan etkinlikleri hakkında planlarımız var. Bu yıl ilk kez soru-cevap oturumları ve after party gibi etkinlikler ekledik. Fuaye alanında seyirci ve sinemacılarla etkileşimli sürprizlerimiz olacak. Sonraki yıllarda workshop, panel vb. farklı etkinlikler de planlıyoruz ancak bunları yapabilmek tamamen maddi imkanlar ve fiziki şartlarla alakalı. İlk yıllarımızda kiraladığımız sinemanın süresini olabildiğince film göstererek ekonomik şekilde değerlendiriyoruz. Bu konuda festivalimiz geliştikçe bir çok etkinlik bununla beraber gelecek ancak şu an halen herhangi bir maddi destek almıyoruz hiçbir yerden ve festivale gönül veren insanlar tarafından organize ediliyor festival. Bunun dışında online alanda söyleşi programımız KORK Horror Talks devam ediyor, bu yıl farklı festival küratörleri ve festivalimizin jüri üyeleri gibi özel konukları da ağırladık. Önümüzdeki dönemde özel konuklar ve programın yayınlandığı sosyal medya platformlarında bilinirliğinin daha da artması hakkında çalışıyoruz. En büyük hayallerimden biri önümüzdeki festivallerde psikolog, sosyolog ve korku sinemacılarının aynı sahnede buluştuğu panellerde korku sinemasında etik tartışmalar ve sınırlarla ilgili tabular hakkında seyircinin de katıldığı paneller, çalıştaylar düzenlemek, bunları kaydedip internette kalıcı bir arşiv oluşturmak.
Korku101 ekibi olarak, ayni gecen yıl olduğu gibi bu yıl da festival icin büyük bir heyecan ve ülkemizde böyle nitelikli bir korku filmi festivalinin ikinci kez gerçekleşmesinden oturu mutluluk duyduk. Eğer siz de biz gibi heyecanlıysanız, festivalin bu yılki seçkisine ulaşabilir ve daha fazla detaya hakim olabilirsiniz. Hem bu söyleşi icin hem de korku sinemamıza yaptıgı bu katki icin Onur Doğan’a ve festivalde emegi gecen herkese teşekkür ediyoruz.


