
En Beğendiğim Virüs Zombi Filmleri
Haiti Adası’ndan çıkıp tüm dünyaya yayılan bir salgın: Zombi Fenomeni.
Gerçi günümüzde zombi dendiğinde akla Voodoo büyüleri, Haiti yahut Karayipler gelmiyor. Ancak bu fenomenin çıkış kaynağı az önce saydıklarım. Neyse şimdi konumuz bu olmadığından daha fazla uzatmıyorum. Ancak Zombi fenomeni hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz Kat 3 Daire 5 Podcast’in 48, 49 ve 50. bölümlerini dinlemenizi öneririm.
Zombi dediğimiz şey tek çeşit değil. Mezardan kalkan, virüs kaynaklı olan hatta mantar olanına kadar bir çok farklı şekilde karşımıza çıktı. Biz de madem böyle listeyi biraz daha daraltalım dedik ve “En iyi virüs zombi filmleri” listesi hazırladım. Tabii ki listem aşırı bilinen filmlerden oluştu. korku101.com’un müdavimleri bilir ki bu benim çok hoşlandığım bir şey değil. İşte bu yüzden 6 filmden oluşan listemi siz kaşif ruhlu korku severler için 10 filme çıkardım ve 4 tane daha az bilinen film de ekledim.
- 28 DAYS LATER (2002)
- WORLD WAR Z (2013)
- RESIDENT EVIL SERISI (2002-2016)
- I AM LEGEND (2007)
- REC (2007)
- TRAIN TO BUSAN (2016)
- ONE CUT OF DEAD (2017)
- NIGHT OF THE COMET (1984)
- BLOOD QUANTUM (2019) LİSTENİN GİZLİ CEVHERİ
- IN THE FLESH (2013-2014) DİZİ BONUSU
28 DAYS LATER (2002)
Hızlı ve saldırgan zombiler dendiğinde akla gelen ilk filmdir. Danny Boyle’un yönettiği bu film, Birleşik Krallık’ta yayılan ölümcül bir virüsün neden olduğu kaosu konu alır. Birçoklarına göre virüs kaynaklı zombi filmlerinin en iyisidir. 28 Hafta Sonra adında bir devam filmi de vardır. Asıl bomba ise yakın zamanda 28 Yıl Sonra adında devam filminin gelecek olmasıdır. Ben olsam 2030 yılını beklerdim.
WORLD WAR Z (2013)
Marc Forster tarafından yönetilen bu film, Max Brooks’un aynı adlı romanından uyarlanmıştır. Dünya genelinde yayılan bir salgın sonucu zombiye dönüşen insanları konu alır. Brad Pitt başrolde ve her zamanki gibi yakışıklıdır. İzlemeyenlerin bile gördüğünde hatırlayacağı kadar meşhur olmuş sahneler barındıran bu film aksiyon bakımından oldukça tatmin edicidir.
RESIDENT EVIL SERISI (2002-2016)
Aslında 1996 yılından günümüze kadar devam eden, seveni çok olan bir oyun serisi. Bazı oyunları başyapıttır, bazıları son derece dandiktir. Tarz değiştirmiştir falan filan derken remakeleri bile rekorlar kırmıştır. Gel gelelim filmleri asla oyunların kalitesine yaklaşamamıştır ancak yine de çok meşhur olması sebebiyle listeye dahil ettim. Yönetmen koltuğunda en sevdiğim filmlerden Event Horizon’ın da yönetmeni olan Paul W.S. Anderson oturmaktadır. Milla Jovovich’in başrolünde yer aldığı bu film serisi, Umbrella Corporation’ın neden olduğu bir virüs salgını, zombiye dönüşen insanlar ve daha bir sürü şey içerir.
I AM LEGEND (2007)
İzlemeyenlerin bile filmden bazı kareler gördüğünde “Haa! Bu film o film miymiş?” Tepkisi vereceği bir film. Çok sevdiğim bir yazar olan Richard Matheson’ın Hepimiz Vampiriz kitabından uyarlanan bu güzel filmin başrolünde Will Smith göz dolduran bir oyunculuk sergilemiştir. Virüs nedeniyle dönüşen insanlara karşı hayatta kalmaya çalışan bir bilim adamı ve köpeğinin hikayesini anlatır.
REC (2007)
“Muy buenas noches les habla Ángela Vidal.” (İyi akşamlar ben Angela Vidal) Film bu replik ve tekrarı ile açılıyor ve nedendir bilmem aklıma kazınan bir replik oldu. Jaume Balagueró ve Paco Plaza’nın yönettiği bu İspanyol korku filmi, buluntu film (Found Footage) türünün en güzel örneklerinden. Bir televizyon ekibinin bir apartman kompleksinde çıkan zombi salgınının -tesadüfen- tam göbeğinde kalmasını konu alır. Hızlı tempolu ve gerilim dolu sahneleriyle öne çıkan bir filmdir. Başrolde Manuela Velasco çok iyi bir iş çıkarmıştır. Devam filmleri çekildi ancak ben çok sevmedim. Amerikan uyarlaması da yapıldı ve adı Quarantine ancak orijinalinin yerini tabii ki tutmuyor.
TRAIN TO BUSAN (2016)
Ağlamalı, dramlı zombi filmi. Gördüğüm kadarıyla Kore’den gelen eserlere karşı olumlu bir önyargı var. Bu sanırım Kore dizileri ve K-Pop ile alakalı. Bu film de övgülerden nasibini fazlasıyla aldı ve bende büyük bir beklenti yarattı. Sanırım bu sebeple tam olarak beklediğini bulamadım. Ancak bakış açısındaki farklılık sebebiyle bu tip listelerde mutlaka yer alması gerektiğini düşünüyorum. Sang-Ho Yeon’un yönettiği bu Güney Kore yapımı, bir tren yolculuğu sırasında yaşanan ve hızla yayılan bir virüs salgınını konu alır.
ONE CUT OF DEAD (2017)
Tek seferde buluntu film türünden bir zombi filmi çekmesi gereken ekip ve gerçekten ekibe saldıran zombiler. Orijinal adı “Kamera O Tomeru Na” olan bu film korku komediden ziyade direkt komedi filmi olarak adlandırılabilir. Önce underrated(önemsenmemiş) olarak görülen bu film bilinirliği artınca kaçınılmaz olarak overrated(abartılmış) olarak görülmeye de başlandı. Listeye Shaun of the Dead ve Zombieland filmlerinden hangisini alsam acaba diye düşünürken bir anda One Cut of Dead filminde karar kıldım. Böylece diğer iki filminde adını geçirmiş oldum. Yani dikkatli okuyucular için bu liste 10 değil 12 filmlik bir liste oldu.
NIGHT OF THE COMET (1984)
Ben 80’ler fetişizmi olan bir insanım. Bu 80’ler fetişi tanımı, hakir görme amacıyla yapılmış olsa da ben halimden memnunum. Thom Eberhardt tarafından yönetilen bu bilim kurgu ve korku türündeki film, kuyruklu yıldızın dünyaya yaklaşması sonucu yaşanan olayları konu alır. Kuyruklu yıldızın geçişi esnasında yaşanan serpinti insanların dönüşmesine sebep olur. Reggie (Catherine Mary Stewart) ve kız kardeşi Sam (Kelli Maroney) bu serpintiden etkilenmez ancak onlar da artık bu yeni dünya düzeninde hem zombiler hem de insanlarla başa çıkmak zorundadır. Film 80’lerin gençlik filmleri atmosferinden fazla etkilendiği için olayın ciddiyetini anlatmaktan uzak bir yapıdadır ancak bence bu bir dezavantaj değil. 80’lerin güzel müziklerini ve yerinde müzik kullanımını seviyorsanız bu filmi kaçırmamalısınız.
BLOOD QUANTUM (2019) LİSTENİN GİZLİ CEVHERİ
Geldik listenin beni en çok heyecanlandıran filmine. Kendisi de bir Kanada yerlisi olan Jeff Barnaby’nin yazıp yönettiği bu Kanada yapımı korku filmi, Kızılderili bölgesinde geçen bir zombi kıyametini anlatıyor. Film, geleneksel Kızılderili mitolojisi ve kültürünü, modern zombi korku türüyle başarılı bir şekilde birleştiriyor. Ancak uyarayım film oldukça kanlı. Yerlilerin bağışık olduğu virüs geride kalanları zombiye çevirir ve seyirci de yüzyıllar önce beyaz adamın yaptıklarının alegorik bir intikamını izler. Böyle bir konuyu farklı bir şekilde ele alması sebebiyle bir takım kusurlarına rağmen türü sevenler tarafından mutlaka seyredilmesi gerektiğini düşünüyorum.
IN THE FLESH (2013-2014) DİZİ BONUSU
Dominic Mitchell tarafından yaratılan bu mini dizi, zombi türüne farklı bir bakış açısı getirir. Hikaye, bir zombi salgını sona erdiğinde, hayatta kalan zombilerin insan toplumuna geri entegre edilme çabalarını ele alıyor. Sadece zombi temalı bir dizi olmanın ötesine geçerek, insan doğasının, aidiyetin ve önyargıların karmaşıklığını anlatıyor. Zombi fenomeninin aslında başka bir meseleyi anlatmak için kullanılmasına alışkınız ve neredeyse listedeki tüm filmler de bu amacı taşıyor. Ancak bu diziyi değerli yapan şey mevzuyu direkt bir biçimde anlatıp seyircinin empati kurmasını sağlayabilmesi. Dizi genç zombi Kieren Walker’ın (Luke Newberry) eski haline dönmesinin ardından ailesinden sosyal çevresine, hayatta kalan insanlarla olan ilişkilerini düzeltmeye çalışmasını, toplumun zombilere karşı önyargılarını ve korkularını sert ve gerçekçi bir şekilde anlatıyor. Toplam 2 sezon süren bu BBC Three dizisini mutlaka izlemenizi tavsiye ederim.


