Korkunun En Gerçek Hali: Found Footage Korku Filmleri
Found footage (buluntu film) tarzı, kurgusal bir hikâyeyi gerçekçi bir belgesel havasında sunmaya odaklanan bir sinema tekniği. Bu türdeki filmler çoğunlukla amatör kameralarla çekilmiş izlenimi yaratıyor veya kaybolmuş bir video kaydının sonradan keşfedilmiş hâli olarak kurgulanıyor. Uzun yıllardır korku filmlerini izleyen ve nacizane inceleyen biri olarak, found footage formatının seyirciye yaşananların gerçek olabileceği hissini verme konusundaki başarısını defalarca gözlemledim. Tarihçesine kısaca bakacak olursak, found footage filmlerinin kökleri 1980’lere kadar uzanıyor. Özellikle Cannibal Holocaust (1980) bu türün ilk kıvılcımlarından biri olarak anılıyor. Ancak geniş kitlelerce tanınmasını, 1999 yılında vizyona giren The Blair Witch Project sağladı. Düşük bütçe ve amatör oyunculuklarla yaratılan gerçekçi atmosfer, korku sinemasının ve bağımsız yapımların çehresini değiştiren bir…
En İyi Vampir Filmleri
Vampirler, korku camiasının en çok rencide edilen varlıkları. Bazen aristokrat, bazen neredeyse bir zombi. Bazen yakışıklı, bazen iğrenç. Akla gelecek her şekilde resmedildiler. Gerçekten varlar mı, olan bitene bozuluyor, güceniyorlar mı? Bilemeyiz. Ancak yakın zamanda Robert Eggers’in başyapıt niteliğindeki Nosferatu uyarlamasıyla vampir meselesini tekrar gündemimizin en baş köşesine aldık. Hal böyleyken en iyi vampir filmleri listesi yapmamam ayıp olurdu. Şimdi, hem klasiklere saygı duruşunda bulunacağımız hem de türün sınırlarını zorlayan filmleri anacağımız bu listeye geçelim. Kanınızı donduracak bir seçki sizi bekliyor! 1. Nosferatu (1922, F.W. Murnau) / (2024, Robert Eggers) Sessiz sinemanın zamansız klasiği. Max Schreck’in canlandırdığı vampir öyle bir vampirmiş ki o dönem Max Schreck için gerçek vampir…
Nosferatu Film İncelemesi
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki ben bu filmi çok sevdim. Uzun süre bundan daha iyi bir film izleyeceğini sanmıyorum ve bunu bilerek yaşantıma devam etmek zorundayım. Kültürümüzde ve başka birçok kültürde görülen bir motif vardır: Bir şeyi ismiyle çağırmamak. Örneğin, bu yüzden “börü” yerine “kurt” denir. Aynı şekilde, The Conjuring filmindeki Valak karakteri tüm gücünü, adının bilinmemesinden alır. Yahudi mitlerinde de bu kural oldukça katı bir şekilde karşımıza çıkar. İşte, bu kaçınma geleneğinin telif amacıyla yapılmış olan bir versiyonu da “Nosferatu” adıyla bilinir. Tabii ki amacım 102 yıl önce yapılanları yermek, aklamak ya da herhangi bir tarafı tutmak değil. Sadece hoş bir detay olarak bu noktayı paylaşmak istedim. Hiç bilmeyenler için…
2024 Yılının En İyi Korku Filmleri
Korku, gerilim ve gizem sineması açısından üretim anlamında bol fakat kalite anlamında tartışılır bir yılı geride bıraktık. Bu yıl bizi en etkileyen filmleri seçip bir liste yapalım istedik. Fakat sonra neden bu liste işini daha ileriye taşımıyoruz ve bu camiada saygı duyduğumuz ve fikirlerine güvendiğimiz isimlere de 2024 yılında onları en çok etkileyen filmleri sormuyoruz dedik. Buradan tekrar teşekkür etmeliyiz ki bizi kırmadılar ve 2024 yılına ait en beğendikleri üç filmi bizimle paylaştılar. Henüz izlememiş olanlar yahut kendi listesini yapmak isteyenler için güzel bir rehber olacağını düşündük. Görüşünü aldığımız isimler arasında Suçüstü dergisi yazarı Alper Kaya; Fikrisinema’da korku sineması üzerine yazdığı yazılarla tanıdığımız sinema yazarı Arzu Şeran; İstasyon İnsanları, At…
Oyuncak Bebek Korku Filmleri: Neden Bu Kadar Korkutucu?
Korku filmleri, insanların bilinmeyenle yüzleşme dürtüsünü tatmin ederken aynı zamanda içsel korkularımızı yansıtır. Bana sorarsanız bir korku filmini etkileyici yapan unsurlardan biri de aslında korku ile eşleştirmediğimiz, masum gözüken nesnelerin ya da varlıkların biçim değiştirerek korkunç yüzleriyle karşımıza çıkmasıdır. Akıllara ilk olarak çocuk masumiyetinden başka bir şey getirmeyen oyuncak bebeklerin bir korku unsuru olarak kullanımı da bu bahsettiğim duruma çok iyi bir örnek teşkil ediyor. Çocukluğunuzu birlikte geçirdiğiniz, en güzel oyunlarınızda kullandığınız oyuncak bebeklerin bir ruha kavuşup peşinize düşmesinden korkutucu pek az şey vardır. Belki de bu nedenle oyuncak bebek temalı korku filmleri izleyicinin zihninde unutulmaz bir yer bırakır. Ben de bu listede benim zihnimde en çok yer edinmiş oyuncak…
The Substance İncelemesi
Cannes Film Festivali’nin en çok alkışlanan filmi olduğunu duyduğum an beklentimi düşürdüm. Bunun sebebi Cannes’a burun kıvırmak değil, öyle anlaşılmasın. Genel olarak çok şişirilen filmleri büyük beklentiyle izleyince salondan hayal kırıklığı ile ayrılıyorum. Bunun son örneği de Longlegs olmuştu ve filme sinirlenmiştim. Onun üzerine yazdıklarıma da buradan ulaşabilirsiniz: Longlegs inceleme. Bu sebepten hakkında pek fazla bilgi toplamadım ve bir şeyler duymaktan kaçındım. Film, Hollywood Bulvarı’nda bir yıldızı bile olan ancak yaşlandığı için televizyonda yaptığı aerobik programına bile son verilen Elisabeth Sparkle’ın geçirdiği kaza sonucunda tanıştığı gizemli bir şirketten hizmet almasını ve sonrasında yaşananları anlatıyor. Bu şirket, sizin genç ve kusursuz bir halinizi ortaya çıkarabilen bir teknolojiye sahip. Şimdilik bu kadar…
Smile 2 İnceleme: Gülümseme Şimdi Daha da Korkunç
İlk filmi çok beğenmiştim. Kendini olduğundan daha derin gibi göstermeye çalışan ve bunu da eline yüzüne bulaştıran korku filmleri üzerimize kürekle atılırken, eski usül bir korku filmi olarak gönlümü fethetmişti. İkincisinin çekileceğini duyduğumda, “uzatıp sündürmeseler bari” diyerek beklemeye başladım. Vizyon tarihi geldi çattı ve ben de salondaki yerimi aldım. Konusundan da bahsedeyim: Popstar Skye Riley, bir yıl önce trafik kazası geçirmiş ve kariyeri yokuş aşağı gitmiştir. Tekrar bir çıkış yakalayan Riley, yeni bir turneye başlamak üzereyken gülümseyerek delirten varlığın musallatına uğrar ve olaylar gelişir. Milyonların gözü önünde olan bir starın, her ne olursa olsun sadece çözüme kanalize olmak yerine bir de yaşadıklarını saklamak zorunda olmasının getirdiği yük, gerilimi ve kahramanımızın…
Korku Filmi Alt Türleri Rehberi
Korku filmleri, sınırlı ama tutkulu kitlesiyle sinema dünyasında her zaman özel bir yere sahip olmuştur. Çoğu zaman, büyük ödüllere layık görülmeseler ve sadece belirli bir kitleye hitap eden niş yapımlar olarak değerlendirilseler de aslında Nosferatu, A Nightmare on Elm Street, Friday the 13th gibi sinema tarihinde önemli yerlere sahip olan yapımlar çıkarmayı da başarmıştır. Bana sorarsanız 2010’lu yıllardan sonra ise bu belli bir kitleyle sınırlı kalma durumu biraz değişti. Her hafta vizyonda yeni bir korku film alıyor, her yıl en az bir korku filmi gişelere damga vuruyor. Fakat bu filmler hem konu hem de teknik yanları bakımından birbirinden ayrı noktalarda bulunuyor. “Korku filmi” geniş bir küme ve nasıl ikisi de…
Longlegs Film İncelemesi: Ne Anlatıyorsun Cambaz?
-Bu yazı sürprizbozan(spoiler) içermektedir.- “Kuzuların Sessizliği‘nden Bu Yana Çekilmiş En İyi Seri Katilli Korku Filmi” Bu ifade öyle büyük bir iddia ki, duyduğunuzda beklentiye girmemek imkansız. Herhangi bir şeyi hızla göklere çıkarmak ve aynı hızla yerin dibine sokmak, çağımızın hastalığı haline geldi. Sadece bir kek pişirerek dünyanın en iyi şefi olabilirsiniz yahut görüntüsü kötü olduğu için (çünkü sosyal medyada tatma imkanı yok) ölmenizi dileyen kalabalıklarla karşılaşabilirsiniz. Hâl böyle olunca, bir sanat eserinin de bundan nasibini alması kaçınılmaz oluyor. Bu yazıya böyle giriş yapmamın sebebi, Longlegs’in son birkaç yılın en çok abartılan filmi olduğunu düşünmem. Filmden sonra terapilere gitmek zorunda kaldığını iddia edenlerden tutun, sinema salonunda sinir krizi geçirdiğini söyleyenlere kadar…
Akıl Hastanesinde Geçen Korku Filmleri
Akıl hastaneleri hiçbir şey olmasa bile insanın içini ürperten yerlerdir. Bu bakımdan korku türü için doğal bir plato konumundadırlar. Bir süredir kapalı halde olan bir akıl hastanesine elimizde kamerayla girip çekim yapmamız bile seyredenleri ürpertmek için yeterli olacaktır. Hal böyle olunca birçok filmin de ana mekanı olmuştur. Ben de bu filmler içerisinden en sevdiklerimi ve en dikkat çekenleri sıraladım. Haydi o zaman listemize geçelim. Gothika (2003) Halle Berry’nin başrolde olduğu filmde, bir psikiyatristin bir gün kendini çalıştığı akıl hastanesinde hasta olarak bulmasıyla başlıyor. Robert Downey Jr. ve Penelope Cruz’un da yer aldığı bu filmde yeri geliyor baş kahramanımız Miranda’nın haksızlığa uğradığını düşünerek geriliyoruz. Yeri geliyor acaba gerçekten balataları sıyırdı mı…



































