
Türkiye’de Paranormal Olayların Yaşandığına İnanılan Yerler
Paranormal ve korkunç olayların gerçekleştiğine inanılan yerlerin sayısı Türkiye’de bir hayli fazla. Bu yerler genellikle büyüklerimizden dinlemeye alışık olduğumuz, Anadolu’daki folklorik korku öğelerine dair izler taşıyor. Her zaman söylediğimiz gibi, bizim amacımız bu yerleri çok sevdiğimiz folklorik korku temalarının günyüzüne çıktığı mekanlar olarak ele almak ve bu anlatılarda görülen korku öğelerinin neler olduğunu, bu inaçların neden ve nasıl ortaya çıktığını kendimizce anlamaya çalışmak. Elimize kamera alıp bu şehir efsanelerinin şekillendiği yerde yaşayan insanları rahatsız etmek değil. Son zamanlarda bu tip içeriklerde görülen artıştan dolayı bu duruşumuzu tekrar vurgulamak istiyor ve yazımıza geçiyoruz.
Molla Zeyrek Camii
Türkiye’deki gizemli yerler denince ilk akla gelen yerlerden olan Molla Zeyrek Camii, 12. yüzyılda Pantokrator Manastırı olarak inşa edilmiş ve daha sonrasında camiye dönüştürülmüştür. Mekanın tarihiliği, etrafında paranormal şehir efsanelerinin gelişmesini zaten açıklıyor. Bu camiyi gizemli hale getirense, günümüzde bir park alanı olarak kullanılan, geçmiştiyse ahır ve su kuyusu olduğu düşünülen arazi. Aynı zamanda kuyunun altında bir mahzen olduğu da düşünülüyor. Bu mekana dair paranormal inanç ise, kuyunun altında kalan mahzenden duyulduğuna inanılan sesler. Arazide bir ahırın olduğu dönemlerde, ahıra hayvanlarını bırakan insanların hayvanlarını bir daha bulamadığı, sürekli çığlık seslerinin duyulduğu söyleniyor. Bu sesler kimi anlatılarda çığlıktan çok fısıltı olarak da geçiyor. Nereden geldiği anlaşılmayan çığlıklar genelde Anadolu folklorik korku anlatılarının en popüler öğesi cinleri akla getirse de fısıltılar ve kuyu öğesi Türk ve Altay halk inancında “Körmöz” olarak karşımıza çıkan varlıklara vurgu yapıyor.
Eskişehir’deki Cinli Hamam
Tarihi kökenleri güçlü olan bir anlatıdan, sayısı az olsa da görülebilen daha çağdaş bir şehir efsanesine geçiyoruz. Eskişehir’deki cinli hamam. Bu efsane, 2000’li yıllarda ortaya çıkan ve hızla yayılan, o dönemde şehirde yaşayanları bir nebze korkutmuş ama biraz da komik bir şehir efsanesi. Söylentiye göre, bir kişi gece vakti bir hamama gider ve burada çalışanların ayaklarının ters olduğunu fark eder. Bu deneyiminden sonra hamamdan kaçarak polise sığınır. Efsane, kulaktan kulağa yayılmaya devam ederek, 2007 yılında Eskişehir’de büyük ilgi uyandırmıştır. Hatta bu efsane o dönem Şahan Gökbakar’ın bir skecine de konu olmuştur. Şehirdeki hamam kültürüne dayanan bu hikaye, ayakları ters hamam çalışanları ile akıllara tabii ki bu tip anlatıların değişmez öğeleri cinleri getirir.
Issız Cuma Mezarlığı
Issız Cuma Mezarlığı, Çanakkale Yenice’de yer alan, hem tarihi hem de esrarengiz olaylarla anılan bir yer. 1967’de ölen bir kadın ve bebeğinin mezar taşlarının sürekli birleşmesi, köy halkının dikkatini çekmiş ve bu paranormal olay, zamanla efsane haline gelmiştir. Mezarlığın adını aldığı cami ise 1335’te inşa edilmiştir. Bu hikaye, Anadolu’nun hortlak ve intikamcı ruh inançlarıyla bağlantılıdır.
Sakarya’daki Büyülü Köy
Sakarya’daki Büyülü Köy, Azem Köyü olarak bilinen ve korkutucu efsanelerle anılan bir yerdir. Bu köyün lanetli olduğuna inanılır ve cinlerle bağlantılı hikayeler anlatılır. Efsaneye göre, köye göç eden bir çoban, adaletsizlik gördüğü için Azem adında bir büyü yapar, bu da köye cinlerin musallat olmasına neden olur. Ziyaretçiler, köyde garip varlıklar ve ürkütücü olaylarla karşılaştıklarını iddia ederler. Köyün bugünkü yeri ise belirsizdir. Daha doğrusu, tarihte böyle bir köyün var olduğuna dair herhangi bir işaret yoktur. Daha önce birçok kez söylediğimiz gibi memoratları ve şehir efsanelerini, halk arasında yaşandığına dair söylentiler olan, bölge halkının bir şekilde haberdar olduğu Issız Cuma Mezarlığı, Eskişehir’deki cinli hamam veya Molla Zeyrek Camii gibi anlatılar ile günümüzdeki kurgu eserlerin etkisiyle ortaya çıkan efsaneler olarak ikiye ayırabiliriz. Sakarya’daki büyülü köy kesinlikle ikinci kategoriye giren bir örnek.
Üç Çatallı Gölge Köyü
Kurgu eserlerin etkisiyle şekillenen şehir efsanelerinden biriyle daha devam edelim. Dabbe Zehr-i Cin filmine konu olan Üç Çatallı Gölge Köyü, internette lanetli bir mekan olarak anlatılmaktadır. Efsaneye göre, köy cinlerle yapılan karanlık anlaşmalar sonucunda lanetlenmiş ve nüfusunu kaybetmiştir. Filmin etkisiyle köy hakkında çeşitli paranormal hikayeler yayılmış, köy metruk hale gelmiş gibi lanse edilmiştir. Ancak köyde bu tür anlatıların uzun süredir yerleşik bir geçmişi olmadığı, köylülerin bu efsanelerden rahatsız olduğu da belirtilmektedir.
Antalya’daki Perili Ev
Türkiye’de genelde cin gibi İslam etkisinin kuvvetli olduğu korku öğelerine ya da hortlak, öcü, karakoncolos gibi İslam öncesi Türk inançlarındaki öğelere rastlasak da nadiren de olsa “peri” gibi daha batılı korku öğelerinin görüldüğü şehir efsanelerine rastlamak mümkün. Antalya’daki perili ev bunlardan biri. Antalya’nın Kırcami semtinde yer alan ve “Perili Apartman” olarak bilinen bu bina, mezarlığın karşısında yer almasıyla dikkat çekiyor. Söylentilere göre, binada daha önce bir kadın cinnet geçirip annesini öldürmüş, bu olay paranormal varlıklarla ilişkilendirilmiş. Apartmanda yıllarca kimse oturmak istememiş ve binada yer alan marketteki ürünlerin kendi kendine dağılması, sarsıntılar gibi garip olaylar yaşandığı iddia edilmiştir. Günümüzde ise apartman iş yerlerine ev sahipliği yapmaktadır. Bu hikaye, Antalya’nın en ünlü şehir efsanelerinden biri haline gelmiştir.
129 No’lu Apartman Efsanesi
Ankara’da mı Antalya’da mı geçtiğine basınımızın henüz karar veremediği 129 No’lu Apartman efsanesi, iki üniversite öğrencisinin ruh çağırma seansı sonrası yaşadıkları gizemli olaylarla ilişkilendirilir. Apartmandaki tüm sakinlerin şiddetli sarsıntılar ve paranormal olaylar yaşadıklarının iddia edildiği gece, resmi kayıtlarda herhangi bir deprem gözlemlenmemiştir. Olay sonrası bina terk edilmiş, kimse geri dönmemiştir. Apartmanda ritüel sonrası yaşanan garip olaylar ve bilinmeyen güçler efsanenin temelini oluşturur.
Davutlu Köyü Efsanesi
Davutlu Köyü’nün “Karadedeler Vakası” olarak anılan olay, gerçek dışı detayları ve çelişkileriyle dikkat çekiyor. 1989 yılında Kırklareli’nde yaşandığı iddia edilen paranormal olaylar, yerel halk arasında bile pek bilinmemekte. Söylentilere göre, 1989’da köyde paranormal varlıklar görülmüş, insanlar kaybolmuş, ürkütücü olaylar yaşanmış, bu ürkütücü olayları haberleştirmek için köye gelen gazeticiyse kayıplara karışmış fakat kıyafetleri parçalanmış halde köyde bulunmuş. Garip şekilde de bu faili meçhul cinayetten Karadedeler Olayı isimli film çekilene kadar kimse bahsetmemiş. Olayın 2011’de çekilen bir korku filmi sonrası popülerlik kazanması, efsanenin yapaylığını ortaya koyuyor. Köydeki muhtar ise bu tür hikayeler yüzünden köyün rahatsız edilmesinden şikayetçi. Gerçeklikten uzak bu efsane, bir filmle başlayan çelişkili anlatılar üzerine kuruludur.
İncirli Caddesi’ndeki Ahşap Ev (Resneliler Köşkü)
İstanbul Bakırköy’de, modern apartmanların arasında sıkışmış halde duran bu eski ahşap ev, yani Resneliler Köşkü, uzun yıllardır “kaybolan ev” efsanesiyle anılıyor. Halk arasında, yılın belirli zamanlarında birkaç saniyeliğine ortadan kaybolduğu, ardından yeniden belirdiği söyleniyor. Geceleri duyulan çığlık sesleri, kendi kendine açılıp kapanan kapılar ve ışık yandığı iddiaları köşkü “perili ev” statüsüne taşımış durumda. Oysa araştırmalara göre yapı, II. Meşrutiyet kahramanı Resneli Niyazi Bey’in ağabeyi tarafından 1900’lerin başında yaptırılmış bir Osmanlı konutu. Bugün bakımsız ve çürümeye yüz tutmuş haliyle hem mimari hem de folklorik açıdan İstanbul’un en ilgi çekici hayalet mekânlarından biri olmayı sürdürüyor.
Cevahir Bedesteni
İstanbul’un kalbinde, Kapalıçarşı’nın tam merkezinde yer alan Cevahir Bedesteni, tarih boyunca ticaretin kalbi olarak bilinse de ayni zamanda ilginç bir “zaman portalı” efsanesine de ev sahipliği yapıyor. 15. yüzyılda Fatih Sultan Mehmet döneminde inşa edilen bu yapı, yüzyıllar boyunca değerli taşların, altınların ve antikaların alınıp satıldığı bir merkezdi. Ancak halk arasında anlatılanlara göre, Bedesten’in derinliklerinde, yalnızca belli kişilerin bildiği gizli bir kapı bulunuyor ve bu kapı, farklı bir zaman boyutuna açılıyor. Söylentilere göre, ezoterik bir tarikatın üyeleri yılın belirli günlerinde burayı ziyaret edip “başka bir zamana” geçiyorlar. Tabii ki bu iddiaların hiçbir kanıtı yok; fakat tıpkı Anadolu’nun diğer korku ve gizem anlatıları gibi, Cevahir Bedesteni efsanesi de geçmişle bugün arasında, inançla merak arasında kurulan o büyülü köprüyü temsil ediyor. Tarih, mistisizm ve hayal gücü burada birbirine karışıyor.
Görüldüğü gibi, Türkiye paranormal korku anlatıları bakımından zengin bir coğrafya. Bunların bir kısmı gerçekten dilden dile aktarılan folklorik korku anlatılarıyken bir kısmı basın işgüzarlığı ya da kurgu eserlerin etkisiyle ortaya çıkmış yapay anlatılar. Yazının başında da gördüğümüz gibi, bunlara çeşitli folklorik öğeler olarak yaklaşmanın herkes için hayırlısı olduğunu tekrar belirtiyor ve “bu köyde cin varmış” diye kamerayla çekim yapmaya giderek kimseyi rahatsız etmemenizi tavsiye ederek yazımızı bitiriyoruz. Görüşmek üzere!


